Template
Template Template
Template Wednesday, 19 November 2008 Template

Üye Girişi

Hoşgeldin Ziyaretçi.






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

İstatistikler

Üyeler: 6533
Haberler: 213
Web Bağlantıları: 0

Kimler Online

BiyoWeb Grup

Google Gruplar
BiyoWeb grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et
 
Template

Ana Sayfa arrow Makaleler arrow Genetik arrow Hayvansal Gen Kaynakları Ne Durumda?


Google
 


Hayvansal Gen Kaynakları Ne Durumda? PDF Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 2
Kötüİyi 
Yazar biyolog_ugur   
Thursday, 21 August 2008

Türkiye’nin biyolojik çeşitlilik ve gen kaynakları varlığı açısından sahip olduğu zenginlik, özellikle gelişmiş ülkelerden daha iyi durumdadır. Ülkemizde sığırların yüzde 65-70’i, koyunların ise yüzde 90-95’i yerli ırklardan oluşmaktadır.

Hayvansal gen kaynaklarının tehlikeye düşüp düşmediğine karar verebilmek için bazı kriterler vardır. Öncelikle ırk, tip, komformasyon ve adaptasyon gibi temel özellikler üzerinde durulur. genetik değeri gelecek için önem taşı-yorsa mutlaka korunmalıdır. Bu değer, verim performansı, adaptasyon, direnç, ırkın saflığı, ırkı tam olarak temsil edebilme derecesi gibi özelliklerle belirlenir. Bundan başka evcil hay-vanlarda dişi hayvan sayısı 10.000’den fazlaysa koruma gereksizdir, 5.000-10.000 arasındaysa tehlikeye yakındır, 100-5.000 arasındaysa teh-likeye girmiştir. 100’den az olanlar kritik durumda demektir.

Bu duruma göre, yerli hayvansal gen kaynaklarımızdan sığır ırkı olarak; Doğu Anadolu Kırmızısı, Güney Sarısı, Yerli Kırmızı, Plevne, Yerli Kara ırkları Karaisalı ve Kilis ırkları yok olma tehdidi altındadır. Boz, Halep, Çukurova, Dörtyol, Kıbrıs, Seferihisar, Kafkas-ya, Malakan, Diyarbakır, Karacadağ, Urfa, Kalmuk, Eleşkirt ırkları ise malasef yok olmuş durumdadır. Koyun ırklarından Dağlıç, Kıvırcık, Karayaka, Karagül, Ivesi, Sakız, Anadolu Yaban, Tuj ve Hemşin Koyunları yok olma tehlikesi altındadır. Akkaraman ve Morkaraman şimdilik tehlikede değilse de, dikkat edilmezse bu yerli ırkların da gelecekte diğerleri gibi tehlikeye gireceği ortadadır. Keçi ırklarından Ankara ve Tiftik keçileri; kanatlı hayvanlarımızdan Denizli, Gerze, Hacıkadın, Çıplak Boyunlu tavuk; Siyah, Beyaz ve Gri Kaz ırkları tehlikededir. Diğer yandan Ankara ve Van Kedilerinin de nesilleri tehlikededir.

gen Kaynaklarının Korunması ve Gerekçeleri

Yerli ırklarımızın korunması için önemli gerekçeler şu şekilde sıralana-bilir: Yerli ırklar kötü çevre koşullarında yaşayabilme ve düşük de olsa verimli-liklerini sürdürebilme özelliğine sahip-tirler. Yerli hayvanlar, düşük değerdeki yem kaynaklarının ve bitkisel üretime elverişsiz alanların potansiyelini çeşitli verimlere dönüştürebilirler. Gelecekte ıslah çalışmalarına temel oluşturacak genotipik varyasyonun elde tutulması, ancak gen kaynaklarının korunması ile mümkün olabilir. gen kaynaklarının korunması heterozisin (gen çeşitliliği) korunması anlamına gelir. Gelecekte iklim, barınak, yem ve hijyen koşulların-daki olası değişiklikler göz önünde bulundurularak mevcut varyasyonun korunması, hatta artırılması gereklidir. Yerli ırklarımız üzerinde gelecek nesil-lerin de hakları vardır. Bu nedenle mev-cut gen koleksiyonunu bozmaya veya ihmal etmeye hakkımız yoktur.

Çözüm Için Yapılması Gerekli Çalışmalar


Hayvansal genetik kaynakların ko-runması için gereken hususlar şunlardır:

  1. Hayvansal genetik kaynakların belirlenmesi,
  2. Bu genetik kaynaklar arasında kaybolmaya yüz tutmuş olanları kritik oluşlarına göre sıralanması,
  3. Her ülkede toplanan bilgilerin uluslararası bir bilgi bankasında sağlıklı ve sürekli olarak biriktirilmesi,
  4. Gelecek bilgileri değerlendirecek yeterli alet, ekipman ve personelin bulunması,
  5. Değerlendirilen bilgilerin ışığın-da ilgili ülkelerde alınması gereken uygun koruma tedbirlerinin saptanması,
  6. genetik kaynakların daha teh-likeye girmeden önce korumaya alın-masını bildirecek erken ikaz sisteminin kurulması,
  7. Çiftlik hayvanlarının ırk özellik-lerine ilişkin kayıtların tutulması,
  8. Biyoteknolojik koruma yöntem-lerinin geliştirilmesi ve uygulanması.


Bu amaçla, ilk Uluslararası Hay-vansal genetik Bilgi Bankası, 1988’de Hannover Üniversitesi’nde kurulmuştur. FAO ve Avrupa Hayvansal Üretim Der-neği (EAAP), bilgi bankasının kapasite-sinin genişletilmesi için katkıda bulun-muşlardır. Aynı yıl Afrika’da (Etiyopya ve Senegal), Asya’da (Çin ve Hindistan), Amerika’da da (Arjantin, Brezilya ve Meksika) örnek olarak kurulmuş ve çalışmalarına devam etmektedirler. Bölge ülkeleri tehlike altındaki ırkların spermalarını toplamak, saklamak ve merkeze ulaştırmakla sorumludurlar. Hayvan ırkını tanımlayan uzmanlar, bölgesel bankaya giren her ırkı tanım-layarak, gelecekte kullanmak üzere bir genetik kodun bulunmasını sağlamakta-dırlar.

Avrupa ülkeleri ise, ilgililere kurum-laşmış bir şekilde hizmet sunmakta ve diğer ülkelerden gelen bilgileri kayıt altına alarak değerlendirmektedirler. Ilk bilgi girişleri gelişmekte olan ülkelerin hayvansal gen bankalarından oluşmuş-tur. Bu yolda 1989’da Çin ve Hindis-tan’da bulunan Ulusal Hayvansal Gene-tik Bilgi Bankalarından bilgilerin trans-feri başlamıştır. Diğer gelişmekte olan ülkeler de aynı standartlara uygun kendi Ulusal genetik Bilgi Bankalarına sahip olduktan sonra üniform global bir sistem, FAO ve UNEP tarafından geliş-tirilmekte ve desteklenmektedir.

Gelecekte gen haritalarının oluş-turulması için geçiş ırklarına ait dokü-manlara ulaşmak gerekecektir. Bu amaçla, DNA’nın yeniden düzenlen-mesine ilişkin teknikler geliştirilmek-tedir.

Fareler üzerinde çalışan laboratuar elemanları ile memeli hayvanların yeni geçiş ırkları üzerinde çalışanlar, kendi sistemlerini kurmuş durumdadırlar.

Ilk Milletlerarası gen Kaynaklarını Koruma Kuruluşları Konferansı 1989’da Ingiltere’de yapılmış olup Nadir Irkları Koruma ve Yaşatma Vakfı tarafından desteklenmiştir. Konferansa önemli ölçüde ilgi ve katılım olmuş ve millet-lerarası kuruluşlar süreç içinde şekil almaya başlamışlardır. Yabani hayvan-ların ve safkan çiftlik hayvanlarının korunmasında hükümetlerin birlikte çalışmalarıyla global bir birlik kuru-lacaktır.

Koruma Yöntemleri

Korumaya alınacak hayvanlar belir-lendikten sonra uygulanacak bazı koru-ma yöntemleri vardır. Ancak her yön-temin kendine göre avantaj ve deza-vantajları bulunmaktadır.

a) Doğal Konumunda Koruma

Bu metot, sürekli gözlem ile popu-lasyonu tanıma imkanı verir. Hobi olarak bakılırlarken, turistik amaçlı kazanç da elde edilebilir, Düşük de olsa et, süt, yapağı, kıl, deri, kürk, yumurta v.b. ürünlerinden yararlanılabilir. Karışık ırklar ayırt edilebilir ve genetik kusurlar varsa izole edilebilme gibi avantajları yanında; korumalarının masraflı ve zor oluşu, homozigitinin (akrabalık) artma-sı, seleksiyon etkisiyle genetik yapının değişmesi gibi bazı dezavantajları da bulunmaktadır.

b)Biyoteknolojik Metotlarla (Dondurarak) Koruma

Ilk yatırım giderlerinden başka pek masrafının olmaması, genetik bozulma olmaması, çok sayıda sperma, yumurta, somatik hücre veya embriyoyu sakla-mak için fazla bir alana gerek duyulma-ması, fazla bakım ve besleme gerektir-memesi, çok uzun süreler (yüzyıllarca) saklayarak, istendiğinde kullanmanın mümkün olması gibi avantajları vardır.

Diğer taraftan, bazı ırkların (kanat-lıların ve küçükbaş hayvanların) sperm, yumurta ve embriyolarını dondurarak saklamada bazı güçlüklerin henüz aşılamamış olması, mikropların zaman-la direnç kazanmalarından dolayı, ileride çözülerek kullanılacak genetik materyalin buna dayanıksız kalması, radyasyondan etkilenebilmeleri, ve bu etkilerin derecesinin önceden kestirile-memesi, gözle görülmediğinden bazı sakatlıkların olabilmesi, yüksek bilgi ve gelişmiş teknoloji gerektirmesi gibi dezavantajlara da sahiptir.

Burada avantajlar ile dezavantajlar sayıca eşit görülse de, özen göste-rildiğinde biyoteknolojik metodun yarar-lı taraflarının ağır basacağı görülecektir.

Sonuç ve Öneriler

Gelişmiş ülkelerin evcil hayvan-larının orijinleri ya çok azalmış ya da bazıları tamamen tükenmiştir. Bunun yanında genetik ıslah çalışmalarının henüz yeterli olmadığı gelişmekte olan ülkelerde, bu fırsat henüz kaçırılma-mıştır. Türkiye de bu ülkelerden birisi-dir. Bu husus göz önüne alınarak vakit geçirilmeden böylesi bir faaliyete hemen başlanılması gerekmektedir.

  1. Hayvansal gen kaynaklarının ko-runmasının gereği ve önemi öncelikle tarım eğitimi ve hizmeti veren kurum-larda anlatılıp bu işle uğraşacak perso-nele benimsetildikten sonra gerekli eğitim verilmelidir. Sonra da halkın ilgili kesimlerine konferans, seminer ve panel gibi araçlarla ulaştırılmalıdır.
  2. Ülkemizin yerli gen kaynaklarını Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi doğrultusunda muhafaza etmeliyiz. Bunun için de önce veri tabanı oluşturmalıyız. Ülkemizde hay-vancılığın bu günkü duruma gelişinde çok çeşitli faktörler rol oynamıştır. Bu itibarla hayvancılığın arzu edilen düzeye çıkarabilmesi için öncelikle başlı başına bir sektör olduğu kabul edilmeli ve bu yaklaşım bir devlet politikası haline getirilmelidir.
  3. Hayvancılık politikalarının esas-ları, Dünya Ticaret Örgütü Tarım Anlaş-masının öngördüğü yükümlülükler ile AB’ne tam üyelik sürecine girilirken Ortak Tarım Politikasına (OTP) uyum ve uluslararası ticaretteki gelişmeler çer-çevesinde ele alınmalıdır.
  4. OTP’nin en etkili şekilde uygulan-masına imkan verecek yeni bir idari yapılanmaya gitmek zorunludur. Bu kapsamda Tarım Bakanlığının bünye-sindeki hayvansal üretim hizmetlerinde gen kaynaklarını koruma hizmetinin acilen kurumsallaştırılması gerekmek-tedir.
  5. Ülkemizde kurulan gen banka-sında toplanan bilgiler global örgütle entegreli çalışmalıdır. Bu sayede ülke-mizin gen kaynakları açısından dünya-daki yeri daha iyi belirlenerek, yeni stratejiler geliştirilebilecektir.


Kaynak : ekoloji Magazin Dergisi

Yorumlar
Yeni Ekle Ara
+/-
Yorum yaz
Ad
E-posta:
 
Web Sayfas1:
Ba
UBB Kodu:
[b] [i] [u] [url] [quote] [code] [img] 
 
 
:angry::0:confused::cheer:B):evil::silly::dry::lol::kiss::D:pinch:
:(:shock::X:side::):P:unsure::woohoo::huh::whistle:;):s
:!::?::idea::arrow:
 

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >

Template
Template Template Template
 

Anket

Evrim teorisi hakkında ne düşünüyorsunuz?
 

Yeni Dosyalar

Date iconJun.22

Mikrobiyoloji sözcüğü mikros, bios ve logos kelimelerinin birleşmesinden meydana g...

Date iconJun.21

Enzim nedir? Enzimlerin sınıflandırılması, Enzim reaksiyonlarını etkileyen faktörler, Enziml...

Date iconJun.17

aminoasit nedir? R grubu, aminoasitlerin sınıflandırılması, izolösin in stereoizomerisi, am...

Date iconJun.17

Amaçlar:Bakterilerin şekillerini, Bakterilerin yapıları ve fonksiyonlarını, Bakterilerde b...

Date iconJun.17

Enzim nedir? Temel enzim Fonksiyonları, Enzim terminolojisi, Enzimlerin sınıflandırılmasıEnzimler...

Google Scholar

Google Scholar

Arkadaşına Öner

 25 Mesaj Kaldı
Arkadaşlarınız

Reklamlar

Template Template