|
Hoş geldiniz,
Ziyaretçi
|
Türkiye'de Darwin ve evrim teorisi
(1 inceleyen) (1) Ziyaretçi
|
BAŞLIK: Türkiye'de Darwin ve evrim teorisi
Türkiye'de Darwin ve evrim teorisi 2 yıl, 6 ay önce #2
|
Bu teori Batıdaki gibi haddini bilen, durması gereken yerde duran bir teori olarak ele alınsa Türkiye'de dindarların bu teoriden rahatsız olması için bir neden kalmaz.
İSMAİL ÖZCAN (Arşivi) 2009, Darwin’in doğumunun 200. yılı olması dolayısıyla bütün dünyada ve özellikle bilim çevrelerinde “Darwin yılı” olarak değerlendirmeye alındı. 2009 aynı zamanda Darwin’nin kendisi kadar ünlü olan “Türlerin Kökeni” adlı eserinin yayımlanmasının da 150. yılı. Darwin ve eseri “Türlerin Kökeni” de, referansı bu eser olan “evrim teorisi” de bilim tarihinde lehte ve aleyhte çok yoğun tartışmaların, birçok inceleme ve araştırmaların yapılmasına; sayısız makale ve kitapların yazılmasına sebep olmuştur. Bugün de aynı tartışmalar hız kesmeden sürmektedir. Türkiye’de de akademik ve entelektüel camiada 20. yüzyılın başından beri en popüler polemik konusu Darwin ve “evrim teorisi”dir. Bununla beraber Darwin ve evrim teorisi, “Darwin yılı” ilan edilen 2009’un bitmek üzere olan 6. ayına kadar Türkiye’de pek yankı bulmadı. Bir iki gazetede ve internet sitesinde yer alan birkaç makale dışında konu üzerine eğilen olmadı. Şu ana kadar en kapsamlı incelemeler TÜBİTAK’ın yayımladığı “Bilim ve Teknik” dergisinin Haziran 2009 sayısında yer aldı. Kavgalara neden olan Mart 2009 sayısından sonra Darwin ve evrim teorisine ayrılan bu sayı polemikten uzak, ciddi, ağırbaşlı yazılarla gazete bayileri ve kitapçı vitrinlerindeki yerini aldı. Evrim teorisinin özü; tüm canlıların ortak bir atadan türediği, insan havsalasının alamayacağı kadar çok uzun yüzyıllar içinde çok büyük evrimler geçirerek bugünkü çeşitliliğe ve mükemmelliğe ulaştığı görüşüdür. Esası bu görüş olan bu teoriyi tamamlayan iki temel öğe de Darwinizmin olmazsa olmazıdır. Bunlardan biri, canlıların genlerinde yüzyıllar içinde çok seyrek olarak bilinmeyen bir nedenle ani değişiklikler olur; buna mutasyon denir. Mutasyonla ortaya çıkacak olan genetik değişim, sonra gelen bütün kuşaklarda devam eder. Mutasyondan sonraki canlı, öncekinden daha gelişmiş ve daha mükemmeldir. Diğeri, bütün canlılar, yaşadıkları doğal ortamın koşullarına aynı ölçüde dayanıklı değildir, bu durumda dayanıklı olmayanlar ortam tarafından ayıklanır, elenir; dayanıklı olanlar varlıklarını sürdürürler. Buna “doğal seçilim” veya “doğal ayıklanma” (seleksiyon natürel) denir. Olabildiği kadar popüler anlatımıyla Darwinizm veya evrim teorisi budur. Görüldüğü gibi evrim teorisi, doğada ilk canlının nasıl ortaya çıktığına ilişkin bir görüş öne sürm üyor. Dolayısıyla dinlerin ilk canlıyı Tanrı’nın yarattığı, materyalizmin ise kendi kendine veya tesadüfen oluştuğu yönündeki görüş üne dair evrim teorisinin bir diyeceği yoktur. Bu radan hareketle kimi evrimciler eğer Tanrı evreni, dünyayı ve içindekileri bir kere yaratıp koyduğu doğa yasalarına göre işlemeye terk etmişse ve bir daha karışmıyorsa, bu inanç bilim ve evrimle ters düşmez, demişlerdir. İşin içinde insan denen girift varlık varken ve bu varlığın Tanrı tarafından dünyadaki her türlü duygu, düşünce, söz iş ve eylemlerinden sorumlu tutulacağı açıklanmışken Tanrı’nın işe karışmaması; teorinin en temel noktalarının tesadüflerle açıklanması herhalde dinler in kabul edeceği bir husus değildir. Her tür canlının daha baştan şimdiki çeşitlilikte ve evrimleşmişlikte Tanrı tarafından yaratıldığını söyleyen dini görüşü de, evrim teorisini temel alan bilimin kabul etmesi mümkün değildir. İşte bu mümkün olmayışların neden olduğu tartışmalar mutlu sona ulaşması mümkün olmayacak tarzda bugün de sürmektedir. Burada bir gerçeği vurgulamak gerekir. Darwin, din ve Tanrı düşmanlığı yapmak için bilim adamlığına soyunmuş biri değildi. Eserlerinde bu konuya ait bir atıf bulunmaz. Genç yaşlarından itibaren doğanın ve canlılar dünyasının esrarını anlamaya ve çözmeye karşı olan aşkı onu gönüllü olarak bilinen araştırmalara sürüklemiştir. Bugün Darwin ve evrim teorisi üzerinden yürütülen din-bilim, iman-akıl polemikleri Darwin’nin bunlara özel bir zemin hazırlamış olmasından kaynaklanmaz. Bir bilim adamı olarak Darwin’in büyük bir ihtirasla yaptığı gözlem ve deneyler, gerçek ve tarafsız bilim adamı dürüstlüğünün ürünüdür. Darwinizmin Türkiye macerası Batılı ülkedekilerden çok farklı olmuş; bu teoriyi sahiplenenler ona Batı’dakinden çok fazla anlamlar yüklemişler, çok fazla önem ve değer atfetmişler; bu da inanan çevrelerle aralarında ciddi sürtüşme yaratmıştır. Tek laik Müslüman ülke olan Türkiye’de Darwinizm, laik çevreler tarafından aydınlanma devriminin ve pozitivizmin bir ürünü olarak görülmüş; akıl, bilim ve sekülerizmden yana; dogmalara dayanan din ve inanca karşı olmayı ifade eden bir simgeye dönüşmüştür. Evrim teorisi, anavatanı İngiltere’de, diğer Avrupa ülkelerinde ve Amerika’da önemsendiği, çok değerli bilimsel bir araç olarak görüldüğü kadar eleştirilere de hedef olmaktadır. Oralarda hiç kimse bu teoriyi eleştirenleri akıl ve bilim karşıtı olmakla suçlamamaktadır. Ama Türkiye’de dinden, Tanrı’dan bağımsız olarak yine akıl ve bilim adına öne sürülen eleştiriler bile dinsel bağnazlığa bağlanıyor. Çünkü Türkiye’de evrim teorisi, eleştirilemez, dokunulamaz, sorgulanamaz bir tabu olarak kabul edilmektedir. TÜBİTAK çalışmalarında bu güne kadar bu teoriyle ilgili olarak sadece destekleyen, doğrulayan fikir, makale ve kitaplara yer verilmiş; eleştiren, irdeleyen karşı çıkan düşünce, makale ve kitap kurum yayınları arasında yer almamıştır. Darwin ve evrim teorisi taraftarlığı Türkiye’de tipik bir bağnazlık örneği dir. İki yıl kadar önce evrim teorisi üzerindeki tartışmaların gündem oluşturduğu bir dönemde Nuray Mert şunları yazmıştı: “Evrim teorisine inananların bunu “tartışmasız bilim” makamına çıkarma çabalarına sonuna kadar karşıyım, ama bir teori olarak istenildiği kadar okutulsun. (…) Evrimci olursunuz, ateist olursunuz, deist olursunuz, sizin bileceğiniz iş, ama üzerinde tüm dünyanın hâlâ tartıştığı evrim konusunda, insanlığın içinden bir türlü çıkamadığı inanç konusunda bu kadar sığ olmaya hakkınız yok.” (Radikal/18.01.2007). Darwinizm ya da evrim teorisi, Türkiye’de bilimsel bir teori, bir hipotez, bir faraziye, bilim için lüzumlu bir kuram olarak değil bilimin ta kendisiymiş gibi takdim edilmiştir. Arşimet kanunu, yerçekimi kanunu gibi bilimsel bir kanun olarak; evrensel hakikatin şaşmaz bir formülüymüş gibi kabul görmüştür. Batıdaki mevkiinden çok farklı, çok yüksek bir mevkie yükseltilmiştir. Bu teori Batıdaki gibi haddini bilen, durması gereken yerde duran bir teori olarak ele alınsa Türkiye’de dindarların bu teoriden rahatsız olması için bir neden kalmaz. Çünkü din ve bilimin alanları da amaçları da ayrıdır. Her konuda örtüşmeleri beklenemeyeceği gibi her konuda karşı karşıya gelmeleri de bir kader değildir. Problem Darwinizmin Türkiye’de ele alınış, takdim ediliş tarzından doğmaktadır. Evrim teorisi araç yapılarak dindarlara inançlarının çağdışı dogmalar olduğu, akıl ve bilimle ters düştüğü ima edilmektedir. Bu kendilerince tereddütsüz bir gerçek olarak görülse bile, karşı tarafın hassasiyetlerine karşı bunca hoş görüsüzlük kabul edilebilir değildir. |
|
|
|
Sayfa oluşturulma süresi: 0.20 saniye


