|
Ülkemiz tarımını gelecek yıllarda önemli düzeyde meşgul edebilecek ve planlamalarda önem arzedecek olmasından dolayı Master Planda bu konuya genişçe yer verilmiştir. Biyoteknoloji; "belirli bir kullanıma yönelik olarak ürün ya da işlemleri dönüştürmek ya da oluşturmak için biyolojik sistem ve canlı organizmaları ile bunların türevlerini kullanan teknolojik uygulamalar" olarak tanımlanmaktadır. Bir türe başka türden gen aktarılarak doğal yapının değiştirilmesiyle yeni genetik özellikler kazandırılmasını sağlayan modern biyoteknoloji tekniklerine "gen teknolojisi", gen teknolojisi kullanılarak doğal olarak elde edilmesi mümkün olmayan yeni özellikler kazandırılmış organizmalara da "genetik Yapıları Değiştirilmiş Organizma” (GDO), bu şekilde elde edilmiş bitkilere de “transgenik” ürünler adı verilmiştir. Biyoteknoloji içinde atıkların biyolojik arıtımından, mayalanma (fermantasyon) gerektiren gıda üretimine kadar farklı uygulama alanları olmasıyla birlikte en yaygın kullanım alanı bitki biyoteknolojisi çalışmalarıdır. Ancak, biyoteknoloji uygulaması ile elde edilen transgenik ürünler, avantajları yanısıra önemli riskleri de beraberinde getirmektedir. Çeşitliliği, hastalık ve zararlılara dayanımı ve verimliliği artırarak üretim maliyetinin düşürülmesini; bitkiye doğal olarak içermediği özellikler kazandırılarak (örneğin, nişasta vitamin ve protein kalitesini artırma, döllenme sistemlerinin kontrolü, raf ömrünün uzatılması gibi) ürün kalitesinin artırılmasını ve bunlar yanısıra daha az toprak işlemek, daha az kimyasal kullanmak suretiyle toprak, yeraltı ve yüzey sularının korunmasını mümkün kılmasıyla birlikte; Alerji, toksisite, kanser, antibiyotiğe karşı direnç, besin kalitesinde azalma gibi sağlık risklerini; pahalılık, tek tip çeşit ve ilaç kullanımı, tohumluğun her yıl yenilenme zorunluluğu, çeşit karışımı, transgenik bitki yetiştiren ülke konumuna düşme gibi sosyo-ekonomik riskler yanısıra, toprak ve su yapısında bozulma, kirlilik, faunada değişim, florada değişim, gen kaynaklarında değişim ve kayıplar gibi çevresel riskleri de beraberinde getirmektedir. Transgenik bitkiler için geliştirilen herbisitler, bu bitkilerin dışındaki tüm bitkileri kesin olarak öldürmektedir. Geniş alanlara uygulanan bu tip herbisitlerden yabani floranın olumsuz etkilenmemesi mümkün değildir. Öte yandan, terminatör genlerin akraba türlere çiçektozları ile geçerek onların ikinci yıl tümüyle yok olmalarına neden olması yüksek bir olasılıktır. Transgenik bitkilerden kaynaklanabilecek genetik kirlilik, bir çok yabani türün anavatanı olan Türkiye için ayrı bir önem taşımaktadır. Transgenik bitki Üretiminde Dünya'da ve Türkiye’de Durum Dünyada ticari olarak üretimine 1996 yılında başlanılan transgenik bitkilerin ekim alanı 2003 yılı itibariyle yaklaşık 25 kat artarak 70 milyon hektara yaklaşmıştır. Bu oran dünyadaki toplam tarım alanının %1,34’lük kısmına denk gelmektedir ve bunun da özellikle 4 tarla ürünü arasında paylaşıldığı (% 61 soya, %23 mısır, % 11 pamuk, % 5 kanola) görülmektedir. Bununla birlikte halen dünyada 15 türde 100’den fazla transgenik ticari ürün üretilmiştir. Transgenik çeşit ekiminin yaklaşık 2/3'ünü gelişmiş ülkeler yapmaktadırlar. Transgenik çeşit ekim alanlarında dünyada ilk sırayı ABD almakta ve onu sırasıyla, Arjantin, Kanada, Çin, Brezilya, Güney Afrika ve Avustralya izlemektedir. Türlere göre transgenik bitki ekim alanlarında ise ilk sırayı soya almakta onu sırasıyla mısır, pamuk, kanola, patates, kabak, papaya, tütün ve domates izlemektedir. Birçok ülkede, geri dönüşü olmayan zarar verme olasılığı nedeniyle biyoteknolojik ürünlerin kullanımına yasal düzenlemelerle sınırlamalar getirilmektedir. Sağlık ve çevre açısından birçok riskin söz konusu olması nedeniyle özellikle AB ülkelerinde kısıtlayıcı düzenlemelerin yürürlüğe konulmasına karşın, başta ABD olmak üzere bazı ülkelerde transgenik mısır, soya, kanola, pamuk ve patates gibi önemli bitkilerin ekimi yaygın olarak yapılmaktadır. Biyoteknoloji ile ilgili yasalar, AB ülkelerinde olduğu gibi ya özel olarak çıkarılmakta ya da ABD ve Japonya'da olduğu gibi yürürlükteki yasalara ek yapılarak oluşturulmaktadır. Türkiye'de modern biyoteknoloji ve bu kapsamda yer alan bitkisel biyoteknoloji çalışmaları başlangıç aşamasında olup, yasal olarak transgenik bitkilerin ticari amaçla üretilmeleri söz konusu değildir. Ülkemizde transgenik çeşitlerin ekimi, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı kontrolünde "Alan Denemeleri Yönetmeliği" kapsamında patates, mısır ve pamuk için Tarımsal Araştırma Enstitüleri'nde yapılmaktadır. Bu denemelerin amacı, çeşit özelliklerinin gözlenmesi, flora ve faunaya olan etkilerinin belirlenmesidir. Araştırma kurumlarında bu şekilde temel biyoteknoloji çalışmaları yapılmakla birlikte, agronomik öneme sahip izole edilmiş uygun genler bulunmadığından transgenik çeşit geliştirme aşamasına gelinmemiştir. Bu nedenle, Türkiye'nin durumu transgenik bitki geliştiren değil, geliştirilmiş transgenik çeşitleri satınalıp kullanma potansiyeli olan ülke olarak ele alınmaktadır. Türkiye'de tüm ürünlerin dışalımı, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'ndan kontrol belgesi alınması koşuluyla serbesttir. Türkiye ABD ve Arjantin'den gıda ve yem amaçlı kullanılmak üzere önemli miktarda mısır ve soya fasulyesi dışalımı yapmaktadır. 2003-2004 sezonunda ABD'den alınan mısır bir milyon tondan fazladır. Soya dışalımı ise 800.000 tona yakındır. Türkiye'de bu iki bitkiye ilişkin alım değerlerinin son yıllarda önemli düzeyde arttığı görülmektedir. Öte yandan, dış ticaret verilerinde, başta mısır ve soya olmak üzere, transgenik ürünlerin dış alımına ilişkin herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak, bu ürünlerin alındığı ülkelerde transgenik bitki üretiminin çok yaygın olması, dışalımı yapılan bu ürünlerin de transgenik olabileceğini akla getirmektedir. Ülkemizde transgenik ürün analizi yapabilecek laboratuarların bulunmaması ve dışalımın tamamen satan ülkenin bildirimine göre yapılması, dışalımı yapılan özellikle mısır ve soya başta olmak üzere bazı ürünler hakkında kuşkulu bir ortam oluşturmaktadır. Transgenik çeşitlerin ticaretinde alıcı ülke konumunda olan Türkiye, bu çeşitleri yetiştirmeye başlaması durumunda ekonomisini olumsuz etkileyecek durumlarla karşılaşabilecektir. Örneğin, en büyük dışsatım pazarımız olan AB ülkeleri ürünler konusunda son derece duyarlı düzenlemelere sahip olduklarından, transgenik çeşitleri üretmemiz halinde, bulaşma riski nedeniyle, klasik çeşitlere ilişkin ürünlerin alımında da büyük zorluklar çıkarabilecektir. Özellikle son yıllarda önem kazanmaya başlayan organik tarım ürünlerinin dışsatımında da olumsuz gelişmeler söz konusu olabilecektir. Konu tohumluk açısından ele alındığında ise, risklerin daha da arttığı görülmektedir. Türkiye'de tohumluk dışalımı 1984 yılından itibaren serbest bırakılmıştır. Günümüzde Türkiye'de tohumculuk özel sektöre dayalı bir konumda olup, uluslararası düzeyde önemli yatırımlar yapılmıştır. Bu gelişmeler, tarımsal üretimde kaliteli tohumluk kullanılması ile verimde artış sağlamış ancak, günümüzde transgenik bitkilerin üretimi ile tohumluk konusunda önemli sorunları da beraberinde getirmiştir. Türkiye'de mısır, pamuk ve ayçiçeğinde önemli bir açık söz konusudur. Bitkisel yağ açığının yarısı, pamuğun %25'i dışalımla karşılanmaktadır. Bu nedenle transgenik ürünlerin ülke ekonomisine önemli katkılar sağlayabileceği düşünülebilir. Ancak, bu teknolojinin insan ve çevre sağlığına olabilecek olumsuz etkileri gözardı edilerek, önlemler alınmadan yapılacak girişimlerin, uzun dönemde, ülke ekonomisine daha büyük zararlar verebileceği unutulmamalıdır. Ayrıca, transgenik bitkilerin yetiştirilmeye başlanması durumunda olumsuz olarak etkilenmesi beklenen bitkisel gen kaynaklarının doğal olarak korunması da ciddi tedbirleri gerektirmektedir. Türkiye'de biyoteknolojik anlamda ilk düzenleme ise, genetik olarak değiştirilmiş organizmaların uygulamaya aktarılan önemli bir grubunu oluşturan transgenik çeşitler ile ilgili olarak "transgenik Kültür Bitkilerinin Alan Denemeleri Hakkında Talimat" adı altında 1998 yılında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından çıkarılmıştır. Bu konudaki düzenleme çalışmaları transgenik organizmaların üretilmesi ve pazara sürülmesi konularını da kapsamaktadır. Geniş çaplı bir çalışmanın başlangıcı olarak ise, 2001-2005 dönemini kapsayan 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı'nın hazırlanmasında, biyogüvenlik ile ilgili düzenlemelerin ele alınacağı "Biyoteknoloji ve Biyogüvenlik" alt komisyonunun oluşturulması gösterilebilir. Biyoteknoloji açısından bu planın temel amacını, AB topluluğunun dikkate aldığı ölçütlerin benimsenmesine yönelik önlemlerin alınmasına hız verilmesi oluşturmaktadır. Planda genel tarım politikaları kapsamında transgenik bitkilere ilişkin düzenlemelerin yapılacağı vurgulanmıştır. AB'nin transgenik bitkiler konusunda yaptığı düzenlemelerle Türkiye'nin durumu karşılaştırıldığında;"Genetiği Değiştirilmiş Organizmaların Çevreye Kasten Salınması" konusunu düzenleyen 2001/18/EC sayılı yönergesindeki esasları benimseyen "genetik Olarak Değiştirilmiş Organizma İçeren Ürünlerin İthalatı ve Pazara Sürülmesine İlişkin Yönetmelik" hazırlanmaktadır. Bunun yanında, Türkiye'nin transgenik bitkilerle ilgili olarak, AB düzenlemelerine uyum çerçevesinde "Genetiği Değiştirilmiş Organizmaların Tesçili ve Tohumluk Sertifikasyon Yönetmeliği" ile "Genetiği Değiştirilmiş bitki ve Tohumlukların Üretimi, İthalatı ve Ürünlerin Pazara Sunulması Hakkında Yönetmelik" üzerinde çalışmalar Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın koordinatörlüğünde sürdürülmektedir. Türkiye'nin taraf olduğu "Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi”nin 8. maddesinin (g) bendi uyarınca; ülkelerin biyoteknoloji ürünü organizmaların, insan sağlığına olabilecek etkilerini de dikkate alarak, kullanımı ve doğaya bırakılmalarından doğacak risklerin kontrolü, yönetilmesi ve düzenlenmesi için bir sistem kurma ve sürdürme yükümlülükleri vardır. transgenik ürünlerin insan, bitki ve hayvan sağlığı ile biyolojik çeşitlilik açısından riskli olması ve konunun uluslararası ticaret kuralları ile disiplin altına alınma gerekliliği, Türkiye'nin de acilen ulusal düzenleme çalışmalarını tamamlamasını gündeme getirmektedir. Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu tarafından hazırlanan Biyoteknoloji ve gen Teknolojileri kapsamında, Türkiye'nin "Tarımda Stratejik Hedefleri"nin belirlendiği "2003 - 2023 Strateji Belgesindeki 5 ana hedef aşağıdaki şekilde tanımlanmıştır: bitki stres toleransı ve işlevsel gıda üretimi, hastalıkların tanısı ve biyolojik mücadele, nitelikli tohum, fide ve fidan materyali üretimi, bitkisel gen kaynaklarının korunması ve karakterizasyonu, genetiği geliştirilmiş organizmalarda biyogüvenlik sistemlerinin geliştirilmesi. Günümüzde, küresel anlamda, modern biyoteknoloji çalışmaları birçok alanda başarıyla kullanılmakla birlikte, en yaygın kullanımın bitkisel biyoteknolojide olduğu görülmektedir. Biyoteknoloji ile ilgili ekonomik göstergeler, bu bilim dalından yararlanma olanaklarının önümüzdeki dönemlerde daha da artacağını göstermektedir. Türkiye açısından ise, bitkisel biyoteknoloji çok yönlü olarak ele alınması gereken kapsamlı bir alan olması nedeniyle, her türlü yasal düzenlemelerin tek elden yapılmasını sağlayacak şekilde organize olunmalı ve ülkenin coğrafi yapısı ile bitkisel gen kaynaklarının durumu gibi özel koşulları da dikkate alınarak Avrupa Birliği'nin bu konudaki kurallarının benimsenmesine ve uluslararası sözleşmelerden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmesine özen gösterilmelidir. Transgenik organizmaların sınır ötesi hareketlerini düzenleyen "Cartagena Protokolü"nü imzalayan Türkiye, biyolojik çeşitliliğin korunması, biyolojik kaynakların sürdürülebilir nitelikte kullanılması, bu konuda bilinç düzeyinin yükseltilmesi, yasal düzenlemelerin yapılması ve teşvik siteminin getirilmesi gibi konularda sorumluluk almıştır. Dolayısıyla, TR6 Akdeniz Bölgesinde her türlü bitkisel ve hayvansal üretimin yapılabileceği flora ve faunaya sahip olunmasına rağmen, buralarda üretim yapılması, mevcut gen kaynaklarının azalmasına, yurtdışına satışı yapılan ürünlerin, özellikle organik ürünlerin dışsatımında güvenilirliğin azalmasına neden olabileceği gözardı edilmemelidir. Görüntüleme sayısı: 412 | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com All right reserved |