BiyoWeb - Biyoloji Forumu
Duyurular: BiyoWeb Forumlarına Hoş Geldiniz
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Ekim 12, 2008, 12:41:43 ÖS


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kirletilmesin Dünya  (Okunma Sayısı 3092 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
biyolog_ugur
Editör
BiyoWeb Üye
****

Teşekkür 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 8


Üyelik Bilgileri
« : Şubat 08, 2007, 04:27:17 ÖS »

Şu anda Alaska'dan And Dağları'nın karlı zirvelerine kadar her yer ısınıyor, hem de hızla. Sıcaklıklar geçtiğimiz yüzyıldan bu yana Dünya genelinde 0,6ºC arttı ancak en soğuk, en uzak noktalar çok daha fazla ısındı. Sonuçlar pek de iç açıcı değil. Buzullar eriyor, nehirler kuruyor, kıyılar erozyona uğruyor ve yakınlarda yaşayan toplulukları tehdit ediyor.
flora ve fauna da ısınmadan etkileniyor. Değişiklikler büyük ölçüde gözden ırak gerçekleşiyor. Ancak akıldan ırak olmamalı çünkü bunlar gezegenin geri kalanı için geleceği gösteren işaretler.

Bazı şüpheciler, “Hemen karar vermeyin” diyor. İklim kararsızlığıyla ünlüdür. Bin yıl önce Avrupa ılımandı ve İngiltere'de şaraplık üzümler yetişiyordu; 400 yıl öncesine gelindiğinde ise iklim değişmiş, hava serinlemiş ve Thames belirli aralıklarla donmaya başlamıştı. Şu andaki ısınma da doğanın kaprisi, geçici bir durum olamaz mı? Uzmanlar, “Bundan çok da emin olmayın” diyor. Kuşkusuz, ısınma belirtilerinin bazıları iklimin doğal ritmiyle açıklanabilir. Ancak gezegen genelinde ateşi yükselten bir diğer etken daha var.

Yüzlerce yıldır ormanları kesiyor; kömür, petrol ve benzin yakarak bitkilerle okyanusların soğurabileceğinden çok daha büyük bir hızla karbon dioksit ve ısıyı tutan diğer gazları atmosfere salıyoruz. Atmosferdeki karbon dioksit düzeyi bugün, yüz binlerce yıl önce olduğundan çok daha yüksek. İklim uzmanlarından George Philander, “Bizler artık iklimi belirleyen süreç üzerinde etkili olabilen jeolojik unsurlarız” diyor.

BM Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC), 2001'de yayımladığı ve bir dönüm noktası oluşturan raporda, geçtiğimiz yüzyıldaki ısınmanın çok büyük ölçüde insan etkinliğinden kaynaklandığını açıkladı. Küresel sıcaklıklar, binlerce yıl öncesindeki dönemlerde olduğundan çok daha hızlı bir şekilde artıyor. Ve iklim modellemeleri, yanardağ ve güneş patlamaları gibi doğal iklim güçlerinin tüm bu ısınmayı açıklayamadığını gösteriyor.

IPCC, yüzyılın sonuna kadar 1,5 ila 5,5ºC 'lik bir sıcaklık artışı öngörüyor. Ancak ısınma aşamalı olmayabilir. “ Süre–Alarmı ” bölümünde yer verilen geçmiş dönemlere ait iklim kayıtları, gezegenin karmaşık bir termostatı olduğunu akla getiriyor. Ve bazı uzmanlar günümüzdeki sıcaklık artışının yıkıcı bir iklimsel sendelemeyi hızlandırabileceği konusunda kaygılı.
     
küresel ısınmayı engellemek amacıyla bireylerin ne yapması gerekir.Neler yapabilirsiniz?
Küresel ısınmayı azaltmak için sizin de yapabileceğiniz şeyler var. Yaydığınız karbondioksit oranını en aza indirmek için, aşağıdaki tavsiyeleri dikkate almaya çalışın.

1. Enerji kullanımını azaltın
Çamaşır makinenizi daha az enerji ve su harcayan bir makineyle değiştirin. Eğer yıkamalarda sıcak su yerine, soğuk ya da ılık su kullanırsanız yaydığınız karbondioksit oranı azalır.
2. Su ısıtıcınızı rahat bırakın
Beş yaşından büyük su ısıtıcılarınızdan bir an önce kurtulmaya bakın. Termostatınızı 50 dereceden yukarı çıkarmayın.
3. Tekleyen ev aletlerinden kurtulun
Eski, istenilen verimde çalışmayan aletlerinizi, en kısa zamanda değiştirin.
4. Çöpünüzü azaltın ve geri dönüşüm uygulayın
Evden dışarı attığınız çöp miktarını en az yüzde 25 azaltın. Cam, plastik ve kâğıt gibi maddeleri de geri dönüşüme verin.
5. Enerjiyi boşa harcamayın
Hava sızdıran kapı ya da pencere aralıklarını kapatmayı sakın unutmayın.
6. Başka yollar deneyin
Haftada iki kez arabanızı evde bırakın yürüyün, bisiklete binin ya da toplu taşıma araçlarını tercih edin.
7. Daha az yakıt tüketin
Eğer yeni bir araba alma niyetindeyseniz, en az benzin harcayan araçları tercih edin. Arabaların yaydığı karbondioksit oranı inanılmaz boyutlarda...
8. Doğru hareketi yapın
Eğer her gün işe gitmek için saatler harcıyorsanız, işinize daha yakın bir yere taşınarak hem zamandan hem de paradan tasarruf edersiniz. Bu arada da küresel ısınma sorununun çözümüne bir katkınız olur.
9. Kapatın!
Kullanmadığınız anlarda radyonuzu, televizyonunuzu, müzik setinizi ve bilgisayarınızı kapatın. Ayrıca ihtiyacınız olmadığı halde açık tuttuğunuz ışıkların da küresel ısınmaya davet çıkardığını aklınızın bir köşesinde tutun.
10. Bakım yaptırın
Benzinden tasarruf etmek için arabanızın motoruna sık sık bakım yaptırın, lastiklerini şişik tutun. Bu sayede harcayacağınız benzin miktarı da azalır.


Bireyler olarak yukardaki önlemleri alabiliriz.

Bakalım KYOTO anlasması bıze neyı öngörüyor


--------------------------------------------------------------------------------
 
Küresel ısınmayla mücadeleyi öngören Kyoto Anlaşması ‘nın içeriğinde neler var? 
 
Kyoto Anlaşması nedir?
       Kyoto Anlaşması, Birleşmiş Milletler’in 1997 yılında Japonya’da düzenlediği çevre toplantısında katılımcı hükümetler tarafından kabul edilen bir anlaşma. Bu anlaşma, gelişmiş ülkelerin sera etkisi yaratan gazların salınımını 2008-2012 yılları arasında yüzde 5.2 düşürmelerini öngörüyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2001 yılı Mayıs ayı itibarıyla 84 ülke anlaşmayı imzaladı, 34 ülke de onayladı.
 Kyoto Anlaşması, iklim değişimiyle ilgili ilk anlaşma mı?
       Hükümetler, 1992 yılında Rio’daki “Dünya Zirvesi”nde iklim değişimiyle mücadele etme kararı almışlardı. Bu zirvede, Birleşmiş Milletler İklim Değişimi Çerçeve Anlaşması hazırlanmıştı. Çerçeve Anlaşması, gaz salınımlarını sabir hale getirmeyi öngörüyordu, fakat bağlayıcılığı yoktu. Nitekim, bu anlaşma sonrasında gaz salınımlarında küresel bir düşüş gözlenmedi.
       Kyoto Anlaşması, BM İklim Değişimi Çerçeve Anlaşması’nın devamı niteliğinde.
 Kyoto’nun kanuni bağlayıcılığı var mı?
       Anlaşmayı imzalayan ülkelerin yüzde 55’inin parlamentoları tarafından onaylanırsa, bağlayıcılık kazanacak.
Bütün ülkeler salınımlarını yüzde 5.2 düşürmek zorundalar mı?
       Hayır, en gelişmiş 39 ülkenin bu yükümlülüğü var. Zaten Birleşmiş Milletler Çerçeve Anlaşması, küresel ısınmayla mücadelede en büyük yükümlülüğün gelişmiş ülkelerde olduğunu öngörüyor.
“Sera gazı” nedir?
       Sera gazları, ısıyı dünyanın atmosferine hapseden gazlara verilen isim. En zararlı sera gazı, karbondioksit. Kyoto Anlaşması, karbondioksidin yanısıra metan ve nitrus oksid gazlarının salınımını da düşürmeyi öngörüyor.
 Peki ya ülkeler 2008-2012 yılları arasında salınımlarını düşüremezlerse?
       Anlaşma, esnek mekanizmaları da içeriyor. Örneğin belirli oranda “salınım ticareti” yapılabiliniyor. Yani, bir ülke para karşılığında, az gaz salınımı olan bir ülkeden “gaz salınımı yapma hakkı” satın alabiliyor. Bir diğer yöntem de, ülkelerin, karbondioksit gazını “emen” ağaçlardan bol miktarda yetiştirmesi olabiliyor.
 Bu durumda ülkelerin esnek mekanizmalardan yararlanıp gaz salınımlarını hiç azaltmaması da mümkün mü?
       Bu konu halen tartışılıyor. Örneğin ABD, bu mekanizmalardan sonuna kadar yararlanıp hiç gaz salınımına gitmeden, az gelişmiş ülkelerden “salınım hakkı” satın almayı savunuyor. Fakat Avrupa Birliği ülkeleri, esnekliğin istismar edilmemesi ve bir sınır konması taraftarı. 
Alıntıdır.





« Son Düzenleme: Mayıs 04, 2008, 03:35:05 ÖS Gönderen: biyolog_ugur » Logged
titan
BiyoWeb Üye
*

Teşekkür 4
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 23


biyoloji meraklısıyız...


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Şubat 08, 2007, 05:06:49 ÖS »

Bunlar yıllardır (özellikle de son yıllarda) insanlara bas bas bağırılan fakat bir türlü dinletilemeyen uyarılar. Bunları yürürlüğe koymak için daha etkin bir yol izlenmesi gerekiyor zannedersem.
Logged

seflek
Demirbaş
Full BiyoWeb
*

Teşekkür 15
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 116


Çukurova Üniversitesi


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #2 : Eylül 14, 2007, 02:46:23 ÖS »

Alıntı
merak ettiğim bir konudur bunu sormadan geçemiyeceğim biz bas bas bağırıyoruz dedik pekala insanlar çevre sorunlarına ilgisiz kalacak kadar cahiller mi yoksa duymak mı istemiyorlar ve yahut bunları düşünmek çok zor bir beceri mi gerektiriyor ayrıca ne gibi bir yol izlenmeli.

Bugün normal bir insanın çevre sorunları hakkında bilgisiz olmasının imkanı yoktur. Çevre sorunlarıyla ilgili sivil toplum kuruluşları ve medya etkili biliçlendirme kampanyaları düzenliyorlar... Bu kampanyalardan ve çevre sorunlarından haberdar olmayan bir insanın bu dünyada yaşadığından kuşku duyulabilir. Çevre sorunları genelde bu tip sorunlara duyarsız kalan siyasiler tarafından bile dikkate alınmaya başladı (en duyarsız kesimlere bile ulaşıldığının kanıtı olarak görülebilir)

Buna rağmen insanlar neden hala bilinçsiz davranıyor? Çevre konusunda bilinçli olduğunu iddia edenler bile neden hiç önlem almıyor?

Çünkü:
Çevreyi temiz tutmak için emek ve para harcamak gerekiyor. Ayrıca bazı teknolojilerden vageçilmesi veya kullanımının azaltılması gerekiyor. Ama günümüzde, emek ve para harcamayı sevmeyen, teknoloji bağımlısı insanlar çevre konsunda bilinçli olsalar bile, ne yapılmasını gerektiğini bilseler bile bunları uygulamıyorlar.

Çünkü günümüzde "Çevrenin temiz tutulması gerektiğine inanıyorum ama ben bunun için çaba sarfetmek istemiyorum, para harcamak istemiyorum, bazı şeylerden vazgeçmek istemiyorum " şeklinde bir anlayış hakim. Bu nedenle koruma bilincine sahip, ama yapılması gerekenleri uygulama bilincine sahip olmayan insanlar nedeniyle çevre etkili bir şekilde korunamıyor. İlk önce bu anlayışın değiştirilmesi gerekmektedir...

Logged
gkcv
BiyoWeb Üye
*

Teşekkür 1
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 24



Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #3 : Eylül 14, 2007, 05:08:42 ÖS »

Bir de şunu ekelemek istiyorum: Yukarıda Kyoto Protokolünden bahsedilmiş.Bu konu ulusal boyutta;fakat Dünya devleri bu protokolü imzalamıyor.Bunu gören insanlar" atmosfer aynı atmosfer Amerika dev sanayi bacalarından çıkan gazı kontrol etmiyor biz gelişen bir ülke olarak ekonomimizi mi kısalım" diye düşünüyor olabilirler.
Bunun çözümü için "dünya " devletleri birlikte bir çalışma yapması gerekir ki böyle bir plan yakın gelecekte düşünülmüyor;çünkü insanlar kyoto nun varlığında başka çözüm antlaşmaları hazırlamıyorlar.
   Bir de insnlar bireysel olarak yaşam tarzlarını değiştirmeye yanaşmıyorlar.Zor geliyor bu
   Bence tüm bu sorunları aşmak için devletin dev bilinçlendirme kampanyaları üzerinde çalışması gerekiyor;fakat birkaç sivil toplum kuruluşlarından başka çalışma yapan yok maalesef...
Logged

pegasus_elif
BiyoWeb Üye
*

Teşekkür 0
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 60


gazi üniversitesi istatistik bölümü


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #4 : Eylül 14, 2007, 06:47:03 ÖS »

benim en çok kızdığım konulardan biri çöplerin ayrılmamasıdır.
bizim evde bile kağıt çöpü, şişe çöpü vs. ayrı. okullarda buna neden gerekli ilgi gösterilmiyor anlamış değilim. en çok kağıt kullanılan ve atılan kurumların başında geliyor, ayrıca eğitim yuvası, her şey burada başlıyor. sosyal öğrenmenin zirvede olduğu bir yer. örnek olması gereken ve eğitimli (sözde) öğretmenlerin içinde bulunduğu yerlerde bu kadar cahil olunmasına pes doğrusu...
ayrıca eskiyen kitapları, kullanılamayacak durumda olsa da değerlendirebiliriz. yanlış bilmiyorsam bazı belediyeler ve kuruluşlar bu kitap, gazete vs. almak için sadece bir telefonumuzu bekliyor. araçlarıyla geliyorlar ve kağıt ve türevlerini alıyorlar. budur...
telefon numarası şu an bende yok; ama en kısa zamanda bulup buraya koymayı düşünüyorum.
Logged

..?.?   sızlar içim; ah, hatıralar bende. bilmem, niçin; aklım o ılık tende? gel gönül, bu aşkı unut sen de!...

üç çeşit yalan vardır; yalan, kuyruklu yalan ve istatistikler...
rusya
BiyoWeb Üye
*

Teşekkür 6
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 39


Kırgızistan-Türkiye Manas Ünıversitesi


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #5 : Eylül 17, 2007, 11:33:55 ÖÖ »

biraz once rusya da yapilan arastirmalar netiycesinde bulmuslarki, kirli havanin konsentrasyonu yukserk olan yerlerde azon kalkasinda bir onarim gerceklesiyormus bu insan degil doga kendini yapiyor. bu dunyanin kuzey tarafinda oluyor, buyuk arktika azon deligi buyumeden duraklamis. suzlanan klorftorkarbonhidrad tersine yapim maddesi rolunu almis. tabii bu tur dergilerleri okup da hic bi sey yapmadan durmak olmuyor. arastirmak gerek eger yasamak istersek!!!
Logged

gelecek- aynadır ama camı olmayan!!!!:)
homosapiens
BiyoWeb Üye
*

Teşekkür 0
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 5


Hacettepe Üniversitesi


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #6 : Ocak 23, 2008, 02:03:57 ÖS »

insanların bütün bu nedenleri bilmelerine rağmen hiç bir önlem almadan yaşamaya ve doğayı katletmelerinin en büyük nedeni yarını değil bugunu düşünüyor olmaları!!
Logged

ℓιƒє ιѕ ѕнσят єησυgн,тαкє ιт єαѕу!
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Joomla Bridge by JoomlaHacks.com



Powered by  MyPagerank.Net
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM