biyolog_ugur
Editör
BiyoWeb Üye
  
Teşekkür 0
Offline
Mesaj Sayısı: 8
|
 |
« : Şubat 08, 2007, 04:27:17 ÖS » |
|
Şu anda Alaska'dan And Dağları'nın karlı zirvelerine kadar her yer ısınıyor, hem de hızla. Sıcaklıklar geçtiğimiz yüzyıldan bu yana Dünya genelinde 0,6ºC arttı ancak en soğuk, en uzak noktalar çok daha fazla ısındı. Sonuçlar pek de iç açıcı değil. Buzullar eriyor, nehirler kuruyor, kıyılar erozyona uğruyor ve yakınlarda yaşayan toplulukları tehdit ediyor. flora ve fauna da ısınmadan etkileniyor. Değişiklikler büyük ölçüde gözden ırak gerçekleşiyor. Ancak akıldan ırak olmamalı çünkü bunlar gezegenin geri kalanı için geleceği gösteren işaretler.
Bazı şüpheciler, “Hemen karar vermeyin” diyor. İklim kararsızlığıyla ünlüdür. Bin yıl önce Avrupa ılımandı ve İngiltere'de şaraplık üzümler yetişiyordu; 400 yıl öncesine gelindiğinde ise iklim değişmiş, hava serinlemiş ve Thames belirli aralıklarla donmaya başlamıştı. Şu andaki ısınma da doğanın kaprisi, geçici bir durum olamaz mı? Uzmanlar, “Bundan çok da emin olmayın” diyor. Kuşkusuz, ısınma belirtilerinin bazıları iklimin doğal ritmiyle açıklanabilir. Ancak gezegen genelinde ateşi yükselten bir diğer etken daha var.
Yüzlerce yıldır ormanları kesiyor; kömür, petrol ve benzin yakarak bitkilerle okyanusların soğurabileceğinden çok daha büyük bir hızla karbon dioksit ve ısıyı tutan diğer gazları atmosfere salıyoruz. Atmosferdeki karbon dioksit düzeyi bugün, yüz binlerce yıl önce olduğundan çok daha yüksek. İklim uzmanlarından George Philander, “Bizler artık iklimi belirleyen süreç üzerinde etkili olabilen jeolojik unsurlarız” diyor.
BM Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC), 2001'de yayımladığı ve bir dönüm noktası oluşturan raporda, geçtiğimiz yüzyıldaki ısınmanın çok büyük ölçüde insan etkinliğinden kaynaklandığını açıkladı. Küresel sıcaklıklar, binlerce yıl öncesindeki dönemlerde olduğundan çok daha hızlı bir şekilde artıyor. Ve iklim modellemeleri, yanardağ ve güneş patlamaları gibi doğal iklim güçlerinin tüm bu ısınmayı açıklayamadığını gösteriyor.
IPCC, yüzyılın sonuna kadar 1,5 ila 5,5ºC 'lik bir sıcaklık artışı öngörüyor. Ancak ısınma aşamalı olmayabilir. “ Süre–Alarmı ” bölümünde yer verilen geçmiş dönemlere ait iklim kayıtları, gezegenin karmaşık bir termostatı olduğunu akla getiriyor. Ve bazı uzmanlar günümüzdeki sıcaklık artışının yıkıcı bir iklimsel sendelemeyi hızlandırabileceği konusunda kaygılı. küresel ısınmayı engellemek amacıyla bireylerin ne yapması gerekir.Neler yapabilirsiniz? Küresel ısınmayı azaltmak için sizin de yapabileceğiniz şeyler var. Yaydığınız karbondioksit oranını en aza indirmek için, aşağıdaki tavsiyeleri dikkate almaya çalışın. 1. Enerji kullanımını azaltın Çamaşır makinenizi daha az enerji ve su harcayan bir makineyle değiştirin. Eğer yıkamalarda sıcak su yerine, soğuk ya da ılık su kullanırsanız yaydığınız karbondioksit oranı azalır. 2. Su ısıtıcınızı rahat bırakın Beş yaşından büyük su ısıtıcılarınızdan bir an önce kurtulmaya bakın. Termostatınızı 50 dereceden yukarı çıkarmayın. 3. Tekleyen ev aletlerinden kurtulun Eski, istenilen verimde çalışmayan aletlerinizi, en kısa zamanda değiştirin. 4. Çöpünüzü azaltın ve geri dönüşüm uygulayın Evden dışarı attığınız çöp miktarını en az yüzde 25 azaltın. Cam, plastik ve kâğıt gibi maddeleri de geri dönüşüme verin. 5. Enerjiyi boşa harcamayın Hava sızdıran kapı ya da pencere aralıklarını kapatmayı sakın unutmayın. 6. Başka yollar deneyin Haftada iki kez arabanızı evde bırakın yürüyün, bisiklete binin ya da toplu taşıma araçlarını tercih edin. 7. Daha az yakıt tüketin Eğer yeni bir araba alma niyetindeyseniz, en az benzin harcayan araçları tercih edin. Arabaların yaydığı karbondioksit oranı inanılmaz boyutlarda... 8. Doğru hareketi yapın Eğer her gün işe gitmek için saatler harcıyorsanız, işinize daha yakın bir yere taşınarak hem zamandan hem de paradan tasarruf edersiniz. Bu arada da küresel ısınma sorununun çözümüne bir katkınız olur. 9. Kapatın! Kullanmadığınız anlarda radyonuzu, televizyonunuzu, müzik setinizi ve bilgisayarınızı kapatın. Ayrıca ihtiyacınız olmadığı halde açık tuttuğunuz ışıkların da küresel ısınmaya davet çıkardığını aklınızın bir köşesinde tutun. 10. Bakım yaptırın Benzinden tasarruf etmek için arabanızın motoruna sık sık bakım yaptırın, lastiklerini şişik tutun. Bu sayede harcayacağınız benzin miktarı da azalır.
Bireyler olarak yukardaki önlemleri alabiliriz.
Bakalım KYOTO anlasması bıze neyı öngörüyor
-------------------------------------------------------------------------------- Küresel ısınmayla mücadeleyi öngören Kyoto Anlaşması ‘nın içeriğinde neler var? Kyoto Anlaşması nedir? Kyoto Anlaşması, Birleşmiş Milletler’in 1997 yılında Japonya’da düzenlediği çevre toplantısında katılımcı hükümetler tarafından kabul edilen bir anlaşma. Bu anlaşma, gelişmiş ülkelerin sera etkisi yaratan gazların salınımını 2008-2012 yılları arasında yüzde 5.2 düşürmelerini öngörüyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2001 yılı Mayıs ayı itibarıyla 84 ülke anlaşmayı imzaladı, 34 ülke de onayladı. Kyoto Anlaşması, iklim değişimiyle ilgili ilk anlaşma mı? Hükümetler, 1992 yılında Rio’daki “Dünya Zirvesi”nde iklim değişimiyle mücadele etme kararı almışlardı. Bu zirvede, Birleşmiş Milletler İklim Değişimi Çerçeve Anlaşması hazırlanmıştı. Çerçeve Anlaşması, gaz salınımlarını sabir hale getirmeyi öngörüyordu, fakat bağlayıcılığı yoktu. Nitekim, bu anlaşma sonrasında gaz salınımlarında küresel bir düşüş gözlenmedi. Kyoto Anlaşması, BM İklim Değişimi Çerçeve Anlaşması’nın devamı niteliğinde. Kyoto’nun kanuni bağlayıcılığı var mı? Anlaşmayı imzalayan ülkelerin yüzde 55’inin parlamentoları tarafından onaylanırsa, bağlayıcılık kazanacak. Bütün ülkeler salınımlarını yüzde 5.2 düşürmek zorundalar mı? Hayır, en gelişmiş 39 ülkenin bu yükümlülüğü var. Zaten Birleşmiş Milletler Çerçeve Anlaşması, küresel ısınmayla mücadelede en büyük yükümlülüğün gelişmiş ülkelerde olduğunu öngörüyor. “Sera gazı” nedir? Sera gazları, ısıyı dünyanın atmosferine hapseden gazlara verilen isim. En zararlı sera gazı, karbondioksit. Kyoto Anlaşması, karbondioksidin yanısıra metan ve nitrus oksid gazlarının salınımını da düşürmeyi öngörüyor. Peki ya ülkeler 2008-2012 yılları arasında salınımlarını düşüremezlerse? Anlaşma, esnek mekanizmaları da içeriyor. Örneğin belirli oranda “salınım ticareti” yapılabiliniyor. Yani, bir ülke para karşılığında, az gaz salınımı olan bir ülkeden “gaz salınımı yapma hakkı” satın alabiliyor. Bir diğer yöntem de, ülkelerin, karbondioksit gazını “emen” ağaçlardan bol miktarda yetiştirmesi olabiliyor. Bu durumda ülkelerin esnek mekanizmalardan yararlanıp gaz salınımlarını hiç azaltmaması da mümkün mü? Bu konu halen tartışılıyor. Örneğin ABD, bu mekanizmalardan sonuna kadar yararlanıp hiç gaz salınımına gitmeden, az gelişmiş ülkelerden “salınım hakkı” satın almayı savunuyor. Fakat Avrupa Birliği ülkeleri, esnekliğin istismar edilmemesi ve bir sınır konması taraftarı. Alıntıdır.
|