beko
Demirbaş
Sr. BiyoWeb
Teşekkür 1910
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 255
Erciyes Üniversitesi
|
 |
« : Aralık 22, 2006, 10:44:17 ÖÖ » |
|
DOKU MÜHENDİSLİĞİ
Doku mühendisliği, organ ve dokulann hastalara nakledilmek üzere laboratuar koşullannda oluşturulmaslyla uğraşan bir bilim dah. Bu dalın potansiyel güeüyse gün geçtikçe genişlemekte. Yakın gelecekte, mühendislik harikasl dokular sayesinde organ nakline gerek kalmayaeak ve hastalann iyileştirilmesi için yeni ilaçlar geliştirilmesi işlemi hız kazanacak. Hüerelerin kültür ortammda dokuları oluşturacak şekilde geliştirilmesi, birkaç saniye sürebileceği gibi hafta1arca uzayabilen bir işlem de olabilir. Bu da, dokunun tipiyle ve boyutlarlyla yakmdan ilişkili. 0.0001 cm'den 10 cm'ye kadar değişebilen boyutlarda doku üretilmesi mümkün.
Gıda ve ilaç Dairesi (FDA) tarafmdan onaylanan doku mühendisliği ürünü sayısı beşten daha az olmasma karşın, 70'ten fazla firma tarafından yeni ürünlerin üretimi için yilda 600 dolann üzerinde para harcanmakta. Mühendislik harikasl dokularm geniş çapta üretilebilmesi için sağlıklı hücrelerin rahatlıkla elde edilebileceği elverişli bir kaynağa, uygun yapı iskeletlerine ve vücut ortamını taklit edecek uygun biyoreaktorlere gereksinim var. Urünün uzun omürlü olabilmesi için iyi korunması ve nakil sonrası doku reddinin önlenmesi de gerekli.
Hastalıklı veya hasarlı dokulann iyileştirilmesinde 3 ana strateji sozkonusu:
(I) Yeni izole edilmiş veya kültür ortamında geliştirilmiş hücrelerin nakli;
(II) Hücrelerden ve yapısal iskeletleriyle laboratuar koşullannda oluşturulmuş dokulann nakli ve
(III) Dokunun bulunduğu yerde kendikendini yenilemesinin sağlanması.
Hücresel nakil için, hastadan ya da vericiden alman hücrelerle, küçük hücre kümeleri kullanılır. Bunlar hasarlı dokuya doğrudan aşılanabildiği gibi, bozunur bir yapı iskelesiyle laboratuvarda birleştirildikten sonra da nakledilebilir. Doku naklinde, biyobozunur bir yapı iskelesiyle birlikte hastadan veya vericiden alman hücreler kullarularak laboratuvar koşullarmda üç boyutlu tam bir doku elde edi1ir. Meydana getirilen doku kültürü "olgun" faza eriştişinde de hastanın vücuduna nakledilir.Yerinde yenileme tekniğindeyse, yapı iskelesi hasarlı dokuya doğrudan nakledilir ve vücut hüerelerini uyararak, yerel doku tamirine yardımcı olur.
Hücre nakli için kullamlan kaynaklar hastadan alnan "otolog" hücreleri, hastayla immünolojik olarak bir benzerlik gostermeyen bir insan vericiden alınan "allogenik" hücreleri ve farklı bir türden alınan "ksenogenik" hücreleri içerir. Bu işlemlerde kendi kendini yenileme ve farklı hücre tiplerine farklılaşma yeteneğine sahip olan embriyonik kök hücreler kullamlabildiği gibi, olgunlaşmanın farklı safhalannda bulunan hücrelerden oluşan kanşlmlar da (kok ve progenitor hücreleri de içeren) kullamlabilir. Bazı yaklaşılmlarda hücre karışımları kullanılmakla birlikte, çoğunlukla kok hücrelerin aynlması ve zenginleştirilmesi yoluna gidilir. AIlogenik hüereler, cilt ülseri, şeker ve karacişer hastalıklarının tedavisinde başanyla kullanlıyor. şeker hastalarının ve venoz cilt ülseri hastaların tedavisinde, laboratuvar koşullarında canlı deriden hazırlanmış ve FDA tarafmdan onaylanmış olan iki ürün kullanılmış durumda. Bu ürünlerden ilki, insana ait sünnet derisinden elde edilen yenidoğan deri fibroblast Kültür ortamında geliştirilen yenidğşan fibroblastları, su varlığında zamanla yıkıma uğrayan bir polimer olan polilaktit koglikolitten oluşan ince bir yapi iskelesi üzerine ekiliyor. Hücreler, derinin alt tabakasma benzer bir yapı kazanıncaya kadar, birkaç: hafta için biyoreaktorler içinde kültüre bırakılıyorlar.
Diğer deri ürünüyse, hem deri, hem de üstderi tabakalarına sahip. Vücut sıcaklığında jel haline gelen bir kollajen çözeltisi içerisinde bulunan deri fibroblastlarından oluşan bu üründe, jelin etrafi çok sayıda üstderi tabakaslyla (insan keratinositleri) çevrili. Hastaya nakledildikten sonra bu deri ürünü, iyileşme süreci içerisinde, kısmen veya daha fazla miktarda olmak üzere konak deriyle yer değiştiriyor. Deri ürünlerinde bulunan fibroblastlar, doğal olarak hücre dışı dolgu maddesi salgılarlar ve konakçı vücut tarafindan salgılanan gelişimden sorumlu moleküllerle etkileşime giriyorlar. Bu urunler, nakil sonrasında 6 ay kadar varlıklarını surduruyorlar.
Muhendislik urunu olan deri nakillerinin deri hasarlanm ve yanıklarının tedavideki başarısı, karaciger ve pankreas hasarlarının tedavisinden çok daha kolay. Çunku kultur ortamında pankreatik adacık huerelerinin ve karaciger hucreleri olan hepatositlerin uretilmesi, fibroblast veya keratinosit huerelerinin uretilmesine kiyasla oldukça zor.
FDA'nm onayladığı bir otolog hucre urunu, eklem kıkırdak dokusunun tedavisinde kullamlıyor. Hastanın hasar görmuş diz ekleminin saglam kısmından kuçuk bir kıkırdak doku parçası alınıyor. İzole edilen kıkırdak hucreleri, kültlürde geliştirildikten soma hasarlı bölgeye naklediliyor. Bu yaklaşlma benzer olarak, hasarlı kemik iliginden elde edilen mezenkimal kök huereler, kültlür ortamında geliştirilerek, farklılaşma yönunde uyarılıyorlar. Bu şekilde elde edilen hucreler, hasar görmuş kemik, kıkırdak, tendon veya ligamentlerin tedavisinde kullanılıyor.
Verici ve hastaya ait hucreler zaten tedavi amaçlı kullanılabiliyorsa, embriyonik kök hucreler uzerinde bu denli yoğun bir ilgi olmasının nedeni ne? Bu sorunun yanıtı, kök hucrelerin potansiyel özelliklerinde yatıyor. Embriyonik kök hucrelerin bu cazibelerinin nedeni, laboratuvar koşullannda farklılaşmamış bir aşamadayken geliştirilebilmeleri ve birçok farklı hücre tipine kaynak oluşturabilmeleri. Yetişkin kemik iliğinden elde edilen kök hücrelerse, sitokinlerle uyarıldıktan sonra, çok sayıda kan hastalığının tedavisinde kullanırlar. Son çalışmalarda, kemik iliginden elde edilen bu hücrelerin hepatositlere, kalp kası hücrelerine ve akciger dokusuna dönuşebildikleri de belirtilmiş bulunuyor. Kemik iliği nakliyle, en azından bir hayvan modelinde karaciger hastalığının tedavisi başanlmış durumda. Kemik kusurlarının tedavisinde kemik iliginin yamslra muhendislik urunu kemik dokularının da kullanılması, hızlandırıcı bir etkiye sahip. Buna ek olarak, dolaysız olarak kemik oluşumundan sorumlu olan kök hücrelerin yogunlaşbnlmasl, seçilmesi, iyileşmeyi daha da hızlandıracak.
Mikrodolaşımın Kan Damarları
Muhendislik urunu olan dokulara ait huereler, vueuda nakledildikten sonra, birkaç saat içerisinde oksijen tüketmeye başlarlar. Ancak implantlara oksijen ve besin maddelerini saglayacak olan kan damarlannm doku içerisinde oluşumu (anjiogenez) gunlerce surebilir. Bu som nun ustesinden gelebilmek için, kültür ortammda geliştirilmiş hücrelerin, dolaysız olarak hastanm karacigerinde veya dalagmda bulunan damarh yataklara nakli yapilarak yolu izlenir. insan karacigerine direkt olarak enjekte edilen hepatositlerin, karaciger rahatslzhgl belirtilerini iyileştirebilmek için gerekli biyokimyasal etkinliği gosterebildigi gorülmuş. Pankreatik adacık hucrelerinin yuksek derecede damarlı bir organ olan karaciğere nakledildigi şeker hastalannda da, birkaç ay sonra iyileşme gozlenmiş.
Ancak ne yazık ki, kemik ve tendon gibi yapllann tedavisi amaciyla yapilan nakillerde, mevcut damarlı yataklar kullanılamıyor. Boyle durumlarda da, sorunun giderilmesi için, VEGF (Damarlı Endoteliyal Hucre Gelişim Faktoru) veya FGF (Fibroblast Gelişme Faktoru) gibi gelişme faktorlerini kontrollu bir şekilde yavaş yavaş serbest bırakabilen yapı iskelelerinin kullanımıyla anjiogenezin uyanlması veya hızlandırılması öngörulüyor. Muhendislik urunu olan derilerin de ilginç bir şekilde anjiogenezi hızlandrıldığı gozlenmiş. Bunun nedeni, bu deri urunlerinin içerdigi fibroblastlann anjiogenik gelişme faktorleri uretebilmesi. Önceden oluşmuş damarlı yataklara ve hızlı bir anjiogeneze duyulan ihtiyacın ustesinden, birçok kok hucrenin ve progenitor hucrenin ortak bir ozelligi sayesinde gelinebilir: bu hucrelerin duşuk oksijen duzeylerine karş1 dayamkhhklan.
Kemik dokuya ait kuçuk parçalar hasarlı kemik bölgesine nakledildiginde, implant içindeki kan damarlan, hasarlı bolgedeki damarlarla kaynaşır. Daha ileri bir çalışmayla ulaşılmak istenen amaçsa, nakil için tamamen damarlanmış ve ameliyat sırasında hastanın kendi kan damarlanyla birleştirilmeye uygun boyutlarda damarlara sahip dokuların uretilmesi.
Biyomateryaller
Birçok biyomateryal, kultur ortamında hucrelerin gelişimini yonetme kapasitesine sahip. Ancak sinir, kemik, kan damarlan veya kornea epiteli gibi kritik bolgelerde hasar somasl hücre gelişimini içeren doku yenilenmesinde, hucrelerin çok daha ozgun emirlere gereksinimi vardır. Canlıda, hasarlı dokuları tamir eden ve yenilenmeyi saglayan hucreler, hem "düşman" hasar bolgesinden hem de çevredeki saglıklı dokulardan gelen molekuler sinyaller tarafmdan adeta bombardlmana tutulurlar. Bu nedenle bir yapl iskelesi için seçilecek ideal madde, hasarlı dokunun tamiri için gerekli olan ve çevre dokulardaki hedef hucrelerden salman ozgun bitişme ve buyume faktoru almaçlanyla seçici olarak etkileşime girebilmeli. Yapı iskelesi, bu hedef hücrelerin hasarlı bölgeye göç etmesinde öncüluk edebilir, hücreleri gelişmeleri ve farklılaşmalan yönünde uyarabilir.
Fibronektin ve diğer hücre dışı matriks glikoproteinlerinde ozel bir uçlu amino asit dizisi içeren bitişme merkezlerinin bulunmaslyla, hücre bitişmesini düzenleyen sentetik maddelerin tasanmı konusundaki çalışmaların yapılması mümkün olmuştur. Hücrenin hareket yetisi; hücre göçü, damar oluşumu ve sinir sonlarının yeniden gelişimi gibi fizyolojik olayların gerçekleşmesi için son derece onemli bir işlev olup, bitişmeye bağımlıdır. Ancak yapılan çalışmalar sonucunda, hücreler ve hücre dışı matriks arasındaki bitişme baglantılarının sayıca arttırlımasının aslında avantajlı olmadıgı anlaşılmıştır. RGD gibi baglayıcılar sayıca az olduğunda, hücreler hareket için gerektiği kadar güçlü bir şekilde tutunamazlar. Bağlayıcıların sayısı gereğinden fazlaysa, hücreler bu kez de birbirlerine çok sıkı bir şekilde yapıştıklrı için hareket edemezler. Bu nedenle, optimal huere göçü için ortalama bir bitişme koşulu zorunludur.
Büyüme faktörlerini sıvı ortama bırakmak yerine onları içinde bulundukları hücre dışı matriksle birlikte ele almak, yapay atardamarlann uretimi sırasmda sinir hücrelerinin ve duz kas hücrelerinin gelişiminde olumlu bir etki göstermiştir. Bir sonraki basamak, gelişme faktörlerini ve ilgili bitişme böllgelerini doğru bir şekilde içeren jel halindeki yapı iskelelerinin kullanılması olacaktır.
Doku Mimarisi
Kıkırdak, kemik, kan damarlan ve dişer dokulann doşru molekuler ve makroskopik kahplar içinde olmalan, dokunun işlevini duzgun bir şekilde yerine getirebilmesi için ilk koşul iki boyutlu yapı iskeleleri uzerinde laboratuvar koşullarında geliştirilmiş baş dokusu hücreleri, biyokimyasal olarak uygun olan hücre dışı matriks molekülleri salgılasalar da, uygun bir doku mimarisine sahip olamlıyorlar. Bunun nedeni, hücre gelişimi sırasında uygun fizyolojik stres koşullanın yaratılmasmda saklı olabilir.
Hücre kültürlerinde kullanılmak üzere tasarlanan birinci kuşak biyoreaktörler, gelişmekte olan dokuya sadece besin sıvısı pompalamak üzere tasarlandılar. Kan damarları ve kıkırdak geliştirilmesinde kullanılmak üzere üretilen ikinci kuşak biyoreaktörler ise basınç ve stres oluşturacak, ve hatta kültür ortamını olduğu gibi pompalayacak şekilde tasarlandılar. Kalp rahatsızlığı nedeniyle by-pass ameliyatı geçirmesi gereken yaklaşlk 500 bin kadar hastada, bu yapay atardamarlar kullanıldı.. Polimer iskele uzerine endoepiteliyal hücrelerin ekilmesi yoluyla ve kalp atışı şeklinde pompalanma yöntemiyle geliştirilen bu yapay atardamarların 2000 mmHg basınca dayandıkları, stres altında geliştirilmeyen dokulardaysa; bu değerin sadece 300 mmHg olduğu görüldü.
İmplantasyonda kullanılacak doku eğer öncelikee hastadan elde edilecekse, her hasta için ayn bir kültür sistemi gerekecektir. Bu da hem çok büyük emek, hem de büyük maliyet demektir. Bu da, dokunun hücrelerin aşılanması yoluyla yerinde geliştirilniesi ve gerekli mekanik streslerin doğal olarak uygulanması konusuna gösterilen büyük ilginin nedeni.
Doku muhendisliği, çeşitli hastalıkların mekanizmasının anlaşılmasında ve ilaçların geliştirilmesinde uygulanabilir. Orneğin; dünya çapında 170 milyondan fazla insan Hepatit C virusu taşıyor ve bu sayı gün geçtikçe artıyor. Kültür ortamında geliştirilen karaciğer hücrelerinin Hepatit C virusu ile enfekte edilmesi oldukça zor bir işlem. Ayrıca, küçük hayvan modellerinin azlığı nedeniyle bu patojenle mueadelede gerekli ilaçlar geliştirilemiyor. İnsandan alınan hepatositler de, kültür ortamına alındlklarında, viral enfeksiyonlara karşı duyarlılık ve ilaçları metabolize etme yetisi gibi, karaciğere özel işlemlerinin büyük bir bölümünü yitirirler. Bu nedenle, insan karaciğer hücrelerinin farelere nakli yoluyla elde edilen melez hayvan modelleri, Hepatit C virusu ve diğer Hepatit viruslerinin çalışılması konusunda altematif bir sistem sağlayabilir.
Önümüzdeki onyilda doku muhendisliğinin en büyük etkisi, hiç kuşkusuz, hastalık oluşumunun incelenmesi ve moleküler tedavi geliştirilmesi için fizyolojik modellerin tasarlanması olacak.
|