BiyoWeb - Biyoloji Forumu
Duyurular: 19. Ulusal Biyoloji Kongresi 23-27 Haziran 2008 tarihleri arasında Karadeniz Teknik Üniversitesi'nde gerçekleşecektir
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Temmuz 05, 2008, 12:51:57 ÖÖ


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Prof. Dr. Aykut Kence Ile Evrim Teorisi Söyleşisi  (Okunma Sayısı 738 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
apoptozis
Moderator
Full BiyoWeb
*

Teşekkür 5
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 107


Eskişehir Osmangazi Üniversitesi


Üyelik Bilgileri WWW
« : Aralık 11, 2007, 04:52:41 ÖS »

Prof. Dr. Aykut Kence Ile Evrim Teorisi Söyleşisi
Prof. Aykut Kence: Yaratılış teorisinin en büyük destekçisi Evangelistler. Bush da bir Evangelist. Evangelistler, radikal Müslümanlar kadar tehlikeli. Bunlar; sorgulamayan, itaat eden toplumlar istiyor. Oysa bilim adamları evrimi çürütebilecek zerre bulsalar, dünyaya açıklarlardı


Akıllı tasarımcı ve yaratılışçılar, özellikle ABD Başkanı Bushun da desteğiyle birlikte gündemin ilk sıralarına yerleşince biz . de çürütülmeye çalışılan evrim kuramının savunucularından ODTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aykut Kenceyle görüştük. Röportajımızın ilk bölümü için gelen e- maillerden anlaşıldığı üzere konu pek çok okurun ilgisine mazhar oldu. İşte söyleşimizin ikinci bölümü...

* Yaratılışçılar niye karşımıza akıllı tasarımcılar adıyla çıktı?

Çünkü onlar da evrimleşiyor. 1925te öğretmen John Scopes evrimi okuttuğu için yargılanmış ve hüküm giymişti. Bundan sonra 32 yıl biyoloji derslerinde evrime değinilmedi. 1957de SSCB uzaya Sputnik adlı uyduyu fırlatınca, Amerikalılar bilim yarışında geri kaldıklarını düşündü ve Darwini biyoloji kitaplarına tekrar aldılar. Bu tarihten sonra kökten dinciler biyoloji derslerinde hiç değilse evrime ve yaratılışa eşit zaman ayrılması konusunda . ısrarcı olmaya başladı. Bazı eyaletlerde yasalar geçirdiler. Fakat laikliğe aykırı bulunduğu için iptal edildi. Türkiyede de 1985 yılında "Scientific Creationism" adıyla yazdıkları bir kitap "Yaratılış Modeli" adıyla Milli Eğitim Bakanı Vehbi Dinçerler tarafından öğretmenlere ücretsiz dağıtıldı. Yasalar izin vermeyince Tanrının adından söz etmeden, herhangi bir dine atıfta bulunmadan canlıların çok karmaşık bir yapıda oldukları, bu nedenle de "bilinçli bir tasarımcı"nın eseri oldukları iddiası ortaya atıldı. Bu bilinçli tasarım teorisi tekrar okullara girmek için yapılmıştır. Arkasında ABDde Hıristiyan kulübü olan Discovery Enstitüsü vardır.

* Nasıl bir enstitü burası?

Bu enstitünün amacı Tanrının gerçekliğini doğrulamak. Bunun için de bir tehdit olarak algıladıkları bilimi yıpratmaya çalışıyorlar. Burslar vererek, evrime karşı bir cephe oluşturuyorlar. Bilimsel yöntemlerle çalışmak yerine konferanslar, yazılar yoluyla evrime karşı bir hava yaratıyorlar. Türkiyeden burs alan biri var mı; bilmiyorum. Yalnız başındaki komitede Prof. Michael Behenin olduğu kesin.

Bilim için bir felaket
* Bush akıllı tasarım meselesini "evrim varsa karşı görüş de kitaplarda yer almalı" diye savunuyor.

Evrim kuramı bilimsel bir kuramdır. Oysa karşıt görüş İncilden ve diğer kutsal kitaplardan alınmış bir görüştür. Gençlere dinsel bir görüşü bilimsel bir görüş gibi sunamayız.

* Ders kitaplarına girmekteki amaçları ne?

Bu insanlara "bilim dini geriletiyor" gibi geliyor. Akıllı tasarımı ortaya atan kişiler devleti politik . olarak etkileyip araştırma fonlarının kendi istedikleri yönde kullanılmasını istiyorlar. Bu da bilim için bir felaket olacaktır. Evangelistlerin bu çabaları Müslüman köktendinciliği kadar tehlikelidir. Her ikisi de dini değerlere sahip, sorgulamayan, itaat eden kişilerden oluşan toplumu amaçlıyor. O zaman Allahın hikmetidir deyip laboratuvarları kapatmamız gerekir.

* Bush sizce niye akıllı tasarımla bu kadar ilgileniyor?

Çünkü kendisi de bir evangelist. Tanrı ile konuştuğunu bile iddia edebiliyor. Irak savaşı için de bir haçlı seferi nitelemesini yapmıştı.

* Evrimcilerin darbeler aldığı söyleniyor.

Yıllardır bu kuramı haklı çıkaracak tek bilgiye ulaşılamadığı... Bu yalan propaganda. Evrim konusunda özellikle moleküler biyolojinin gelişmesi sonucunda eskisine göre çok daha fazla kanıt üretiliyor. AIDSten kansere, antibiyotik direnç mekanizmalarından fosillere kadar çok geniş bir spektrumda, çok fazla kanıt var. Evrimi destekleyen sonuçlar bir ırmak gibi akmakta. Bilim insanları bu kanıtlar arasında evrimi çürütebilecek bir zerre bulsalar, bir gün bile durmaz bunu tüm dünyaya açıklarlardı.

* Darwincilerin ille de materyalist mi olması gerekiyor?

Bilim, özellikle fen bilimleri maddenin çeşitli biçimleri ile uğraştığı için bu alanlarda çalışan herkes materyalisttir diyebiliriz. Ama birçok bilim insanı aynı zamanda inançlıdır da.

* Darwinin inanç konusunda agnostik (İnsanın kendi deneyimleriyle elde ettiği olguların ötesinde hiçbir şeyin varlığını bilemeyeceğini ileri süren öğreti, bilinmezcilik) olması onu bilim adamı olarak . daha özgür bırakmış olabilir mi?

Bilim yaparken inançlarını ayrı yere koymasını bilen herkes özgürdür. Yanılmıyorsam Fransız bilim adamı Pascal, şöyle demişti: Ben paltomu astığım gibi Tanrıyı da laboratuvarımın dışında bırakırım.

* Peki Türkiyede de bazı çevreler var: İster yaratılışa ister akıllı tasarımcı olsunlar ortak hedefleri evrim. Bu çevreleri evrim kuramı adına tehlikeli buluyor musunuz?

Bilimde bir kurama karşı en büyük tehlike bu alanda çalışan bilim insanlarıdır. Zira bir kuramı sadece onlar sorgular, çürütür ve bunu dünyaya bir gün bile durmadan duyururlar. Bilim böyle yapılır. Bu konuda hiç eğitim almamış kişilerin bu alanlarda kelime oyunlarıyla, lafazanlıkla bilime saldırmaları kabul edilemez. Türkiyede de evrimle bilim karşıtı kişi ve kuruluşlar vardır. Ve bunlar yurtdışındaki evrim ve bilim karşıtı kişilerle işbirliği içindedir. Bilim insanlarına komünist, ateist, bölücü gibi iftiralarla saldırmaktadırlar. Bunlar ülke biliminin gelişmesini engelleyerek kime hizmet ettiklerinin farkında değillerdir.

Hz. Adem 30 metre ise evrimleşmiştir!
* Peki Ademle Havva kronolojinin neresindeler? Mesela Hz. Ademin . boyunun 30 metre olduğuna dair iddialar evrimle nasıl açıklanıyor?

Adem ve Havva kutsal kitaplara göre insanların en eski atalarıdır. Buna göre tüm insanlar Adem ve Havvadan geldi. Evet, Hz. Ademin boyunun 30 metre olduğu şeklinde bir iddia da var. Fakat bilime göre şayet Ademin boyu 30 metre ise bugünkü insandan farklı bir türdür. Yani evrimleşmiştir. Tabii böyle iddialar bilimsel değildir. Bilimsel olarak bu iddianın doğru ya da yanlış olduğunun gösterilmesi de mümkün değildir. Bunu inanç boyutu içinde değerlendirmek gerekir.

Haber: Devrim SEVİMAY

Devrim Sevimay
E-Mail: dsevimay()gazetevatan.com
Logged

..."Einsteincılığın" tersine,Darwincilik konusunda bilgisi olan olmayan ahkam kesiyor. Sanırım Darwinciliğin bir sorunu da, Jacques Monod'nun dediği gibi,herkesin bu kuramı anladığını zannetmesi."

Richard Dawkins(Kör saatçi,s:III)
apoptozis
Moderator
Full BiyoWeb
*

Teşekkür 5
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 107


Eskişehir Osmangazi Üniversitesi


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #1 : Aralık 11, 2007, 04:54:40 ÖS »

Prof. Dr. Aykut Kence

23.03.2001 15:45:42
Son günlerde, modern bilimin Darwin’in evrim teorisini tamamen reddettiği şeklinde savlar Harun Yahya takma adı ile evrime ve bilime karşı mücadele eden kişi ve kişilerce, ve belli bazı çevrelerce sık sık yinelenmektedir. Bu savlar tamamen gerçek dışı olup evrimle ilgili olarak toplumumuzu yanıltma amacını taşımaktadırlar. Günümüzde biyoloji alanında yapılan eğitim, öğretim ve araştırmalar evrimi temel almaktadır. Evrim biyolojideki en önemli kavramdır. Evrimden sözetmeden biyoloji öğretmek periyodik cetveli anlatmadan kimya öğretmeye benzer. Ülkemizde ve dünyada bazı kimseler dinsel kaygılarla evrime karşı çıkmaktadırlar.
Yeryüzünde insanın varlığını sürdürebilmesi, hem kendi evrimini hem de diğer canlıların evrimlerini ayrıntılı biçimde anlamasına bağlıdır. Evrim olgusu dünyanın döndüğü gerçeği kadar gerçektir. Bugün binlerce bilim adamı evrimin olup olmadığı konusunda değil, evrimin nasıl olduğu konusunda araştırma yapmaktadırlar. İnsan genom projesinin de başarıya ulaştığı çağımızda insanlık, başka türlerin olduğu gibi kendi türünün evrimini de yönlendirebilecek konuma gelmiştir. Halkımızı ve özellikle gençlerimizi bu konudaki bilimsel gelişmelerin dışında tutmak kendi evrimimiz ve diğer canlıların evrimi konusunda söz sahibi olamamak anlamına gelir.

İşte bu nedenlerle refah düzeyi en yüksek olan ülkelerde son yıllarda evrim öğretimi ve araştırmalarına büyük bir hız verilmiştir. Üniversitelerde ardı ardına açılan ve adında evrim sözcüğü geçen bölüm sayıları 10-15 yıl içinde kat kat artmıştır. Yaptığımız bir araştırmaya göre son yıllarda üniversitelerde açılan evrimle ilgili bölümlerin %50’si ABD’de olup ABD’yi %14 ile Fransa, %12 ile İngiltere, %8 ile Hollanda, ve %4 ile İtalya ve İsrail izlemektedir. Modern bilim Darwin’in evrim kuramını reddetti ise neden dünyanın en zengin ülkelerinde evrim bölümleri açılmaktadır ve insanlar evrim alanında araştırma ve öğretim yapmak için para, zaman ve emek harcamaktadırlar? Bilimin dinsel kaygılarla engellenemediği demokratik ve laik ülkelerde evrim konusu, insanlığın ve diğer canlıların geçmişi ve geleceği, araştırma ve eğitimin önemli bir konusu olabilmektedir. Evrim tüm bilimlerde olduğu gibi eleştirel aklı, soru sormayı gerektirir. Evrimin öğretilmesine karşı çıkanlar ise eleştiren, soru soran bir gençlik istememektedirler. Bunun yerine kendilerine sunulan bilgileri hiç bir soru sormadan, itirazsız kabul eden bireylerden oluşan bir toplum istemektedirler.

ABD’de biyoloji derslerinde evrim eğitimi ve öğretimini engellemek isteyen köktendinci Hıristiyan gruplar zaman zaman başarılı olmuşlar ve hatta evrimden ve Darwin’den biyoloji derslerinde söz etmeyi yasalarla yasaklatabilmişlerdir. Ancak tüm bu yasalar daha sonra anayasa mahkemelerinde laikliğe aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Daha sonra evrimle birlikte “yaratılış bilimi” adını verdikleri öğretiyi okullara sokma çabaları da yine mahkemelerce yenilgiye uğratılmış ve “yaratılış bilimi”nin dinsel niteliği nedeni ile bir fen dersinde bilimsel bir kuram olan evrim kuramına seçenek oluşturmasının anayasanın laiklik ilkesi açısından söz konusu olamayacağına karar verilmiştir (1).

Evrimin ve tüm diğer pozitif bilimlerin amacı doğa ile ilgili gerçeklere varmaktır. Bilim hoşumuza gitsin gitmesin salt gerçeğe varmayı amaçlar. Bilimin vardığı sonuçları insanlar iyi ya da kötü, doğru ya da yanlış biçimde kullanabilirler. İşte bu nedenle Darwinizm komünist, faşist, kapitalist ideolojilerce kullanılmıştır. Ama gerçekte bilimin ideolojisi yoktur. O halde evrimin her kötülüğün arkasında ve altında olduğu düşüncesine nereden varılıyor? Evrimin dine karşı olduğu şeklinde temelsiz bir kaygıdır bu düşüncenin kaynağı. Oysa Evrim bilimsel bir kuramdır ve hiç bir dinin ne karşısında ne de yanındadır. Evrim alanında araştırma yapan pek çok dindar bilim adamı, evrimi destekleyen kanıtlar bulmuşlardır ve bulmaktadırlar. Katolik kilisesi 1996 yılında evrimin bilimsel gerçekliğini kabul etmiş ve bu alandaki bilimsel araştırmaların durmaması gerektiğini savunmuştur Bilim Tanrı’nın varlığını kanıtlayamayacağı gibi, Tanrı’nın yokluğunu da kanıtlayamaz. Tanrı’nın varlığı ya da yokluğu bu nedenle de bilimin araştırma konusu dışındadır.

Bununla birlikte 1970’li yıllarda Fethullah Gülen, Darwinizm’e ve evrime karşı konferanslar vererek yoğun bir propaganda etkinliğine girişmiştir. Bu konferanslara ait kasetlerde (2) Fethullah Gülen, bütün kutsal kitapların evrimin olmadığını belgelediğini söylerek şöyle demektedir:

“...liselerde okutulacak biyoloji kitaplarını, biyokimya kitaplarını, Allah'ın adıyla bizim adamlarımız, dinimize, kökenimize inanmış, bağlı kimseler hazırlasınlar...”

Fethullah Gülen’in Türk biyoloji eğitimi konusundaki dilekleri 1985 yılında Vehbi Dinçerler’in Milli Eğitim bakanlığı sırasında gerçekleşme yoluna girmiştir (3,4). Lise biyoloji ders programına ABD’li köktendincilerle((Yaratılışı Araştırma Enstitüsü(ICR)) işbirliği içinde (5) evrime seçenek olarak yaratılış görüşü eklenmiştir (6). Lise din kültürü ve ahlak bilgisi ders kitaplarında da (7) aynı şekilde Darwin’in evrim kuramı çarpıtılmıştır.

Daha sonra 1997 yılında dönemin başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan “Genetik bilimindeki son gelişmeler Darwin nazariyesini geçersiz kılmaktadır... dolayısıyla maymundan insan olmaz, çünkü maymun hayvandır” şeklinde buyurmuştur (Karizmatik. Bunun üzerine bilim insanları Türk gençlerinin yetişmesinden en başta sorumlu olması gereken başbakanın bilimle bu denli ters düşmeye hakkı olmadığı gerekçesi ile tepki gösterince (9) bir daha bu konuda konuşmamış fakat bu sefer de Harun Yahya (basına göre Necmettin Erbakan ya da Adnan Oktar) takma adıyla birisi ortaya çıkmıştır. Harun Yahya ve “Bilim Araştırma” Vakfı 1998’den itibaren Hıristiyan köktendincilerle işbirliği içinde (10) evrime ve bilime karşı çok büyük mali kaynaklarla desteklenen yoğun bir kampanya yürütmeye başlamıştır. ABD’li Hıristiyan köktendinci yaratılışçılar ise Türkiye’deki evrim karşıtları ile işbirliklerinin Türk toplumunda Hıristiyanlık inancının yayılmasında yardımcı olacağı inancındadırlar (11,12). Bu bilimdışı kampanya tarihte sık sık örneklerini gördüğümüz “din elden gidiyor” sloganıyla ilerlemeye karşı çıkan zihniyetin yeniden sergilenmesidir. Bu kampanyada ABD’deki köktendincilere paralel olarak McCarhty’ci bir yaklaşımla “Darwinizm komünizmin, ırkçılığın, ve bölücülüğün temelidir” şeklinde gerçek dışı savlar yeralmıştır.

Bütün bunlar ülkemizdeki laiklik karşıtı güçlerin derinden derine devleti ele geçirip iktidara gelmek için yıllardır oynadıkları sinsice oyunun bir parçasıdır. Bu nedenle evrime karşı yürütülen kampanyada kaynağı bilinmeyen inanılmaz paralar harcanmaktadır. Sayın Milli Eğitim bakanı Metin Bostancıoğlu’nun bir soru önergesine “Evrim kuramı çürütülememiştir” şeklindeki yanıtı doğrudur ve son derece yerindedir. Eylül 2000’de gerçekleştirilen 15. Ulusal Biyoloji Kongresinde de, yaratılış görüşünün biyoloji ders programından çıkarılması Milli Eğitim Bakanlığına önerilmiştir. Yazımın başında belirttiğim gibi halkımızı ve gençlerimizi evrim konusundaki bilimsel gelişmelerin dışında tutmaya kimsenin hakkı yoktur.

Kaynaklar

1. Creationism in schools: The decision in McLean versus the Arkansas Board of
Education. 1982. Science: 215:934-943.

2. Gülen, Fethullah, Evrim Anaforu I ve II. Nil yayınları.

3. Kence, A., Evrim ve Yaratılışçılık. Cumhuriyet. 24 Nisan 1985.

4. Kence, A., 1994. Biyoloji Eğitiminde Evrim ve Yaratılışçılık.Türkiye Bilimler Akademisi Bilimsel Toplantı Serileri 2:43-47.

5. Edis, T. 1994. Islamic Creationism in Turkey. Creation/Evolution 14:1-12.

6. Güven,T., Köksal, F., Öncü, C., Erdoğan, İ., Acar, Ö., Demirci, Ş., Toğral, A.,

Şimşek, S., 1995. Liseler için Biyoloji I. Devlet Kitapları. Milli Eğitim Basımevi.

7. Ayas, R. M., Tümer, G., 1994. Liseler için Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi I. Devlet

Kitapları. Milli Eğitim Basımevi.

8. Darwin’in maymununa karşı hocanın kedisi .Hürriyet 14 ocak 1997.

9. Bursalı, O. 1997.Bilimi hiçe saymak. Haftanın Gündemi. CBT.14 Haziran 1997.

10. Matsumura, M. 1998. “Creation Science”: A Successful Export? Reports of National

Center for Science Education, 18:3, p29.

11. Anonymus, 1998. ICR assists in Turkish creation movement. Acts and Facts 27:9, p1

12. Morris, J. 1998. Creationist Evangelism in Turkey. Acts and Facts, 27:9.
Logged

..."Einsteincılığın" tersine,Darwincilik konusunda bilgisi olan olmayan ahkam kesiyor. Sanırım Darwinciliğin bir sorunu da, Jacques Monod'nun dediği gibi,herkesin bu kuramı anladığını zannetmesi."

Richard Dawkins(Kör saatçi,s:III)
apoptozis
Moderator
Full BiyoWeb
*

Teşekkür 5
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 107


Eskişehir Osmangazi Üniversitesi


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #2 : Aralık 11, 2007, 04:59:55 ÖS »

Eğitimde Köktendinci İşbirliği - II



Prof. Dr. Aykut Kence



Bir Milli Eğitim Bakanı, merkezi ABD'de bulunan yaratılışı araştırma enstitüsü adında köktendinci bir Hıristiyan kuruluş ve adında bilim ve araştırma sözcükleri geçen bir vakfın Türkiye'de biyoloji eğitimini dinsel bir temele oturtmak amacı ile yaptıkları ve okullarımızda etkileri hala süren işbirliğinden söz etmek istiyorum. Yaşam ortak bir geçmişi mi paylaşmaktadır? Diğer bir deyişle canlı türleri evrimleşerek mi günümüzdeki görkemli çeşitliliğe ulaşmışlardır? Bilimin 150 yılı aşkın bir süredir araştırdığı bu soruya yanıtı evettir. Ne var ki bilimin bu yanıtını kabullenemeyen dinci çevreler, evrim kuramını karalamak ve çarpıtmak için aralarında ABD ve Türkiye’nin de bulunduğu çeşitli ülkelerde muazzam bir çaba harcamaktadırlar. Bu çabanın en büyük hedefi de orta öğretimdeki öğrencilerdir. Bu nedenle Türkiye’de 20. yüzyılın bilimi olduğu söylenen biyolojinin ders saatleri orta öğretimde en aza indirgenmiş ve biyoloji derslerine çağdaş hiç bir ülkede görülmeyen biçimde, evrime seçenek olarak yaratılış görüşü eklenmiştir. Yaşamın ortak bir geçmişi paylaştığını söyleyen evrim kuramına karşı İncil'deki yaratılış öyküsünün kelimesi kelimesine gerçek olduğunu savunan Yaratılışı Araştırma Enstitüsü (Instute for Creation Research), ABD'de yaratılış öyküsünü orta öğretim ders programlarına sokmanın mücadelesi içindedir.
Yaratılışı Araştırma Enstitüsünün (ICR) yayın organı olan Acts and Facts dergisinin Aralık 1992 sayısında “Türkiye’de Tarihi Yaratılış Konferansı”(1)başlıklı haberde şu satırlar yer almaktadır: “1980’li yılların ortalarında birgün ICR, Türk Milli Eğitim Bakanı Mr. Vehbi Dinçerler’den, davetsiz bir telefon aldı. Dini bütün bir müslüman olarak Mr. Dinçerler yaratılışa inanıyordu (yaratılışın Kur’an’daki anlatımı İncil’deki ile hemen hemen aynıdır). Türk Hükümetinin bir üyesi olarak, tüm eğitim sistemine vakıf olduğu için okullarında baskın olan laik temelli salt evrim öğretimine son verip, bunun yerine yaratılış ve evrime eşit zaman ayrıldığı iki modelli bir sistemi getirmek istiyordu. Bunun sonucu olarak yaratılışın bilimsel (İncil'deki değil) kanıtlarını içeren ICR’nin çeşitli kitapları Türkçe’ye çevrildi ve Türkiye’de tüm okul öğretmenlerine dağıtıldı.”

Vehbi Dinçerler’in bakanlığı sırasında Milli Eğitim Bakanlığı'nca İngilizce'den Türkçe'ye çevirtilip parasız olarak öğretmenlere dağıtılan kitaplardan biri "Yaratılış Modeli”(2) adını taşıyordu. Asıl adı Scientific Creationism (Bilimsel Yaratılışçılık) olan bu kitap ICR'nin o dönemdeki başkanı Henry M. Morris tarafından İncil'deki yaratılış görüşünü okullara sokma amacıyla kaleme alınmıştı. Bir önceki cümlede geçen “bilimsel” ve “araştırma” sözcükleri İncil'deki yaratılış görüşünü okul kitaplarına sokabilmek için ona bilimsel bir görünüş verme amacını taşıyan bir kandırmacadan başka bir şey değildi. ABD’de yaratılışçıların inançlarını değişik maskeler altında okullara sokma mücadelesi defalarca dava konusu olmuş ve her seferinde yaratılışçılar yargı önünde kaybetmişlerdir. Bir kuramın doğru olup olmadığına tabii ki yargı karar veremez. ABD’de de yargı bu görüşün doğru olup olmadığına değil, bu görüşün okullarda okutulmasının laikliğe aykırı olup olmadığına karar vermiştir. Laikliğe aykırı olduğu defalarca mahkeme kararları ile belirlenmiş olan bu görüşün ülkemizde biyoloji öğretim programına sokulmasından sorumlu bakan Vehbi Dinçerler bana gönderdiği mektupta, bakanlığı döneminde evrime seçenek olarak yaratılış görüşünün konulmasını savunmakta ve "...Yoksa siz Darwin kuramının veya herhangi bir kuramın sorgulanmasını istemeyenlerden misiniz?” sorusunu yöneltmektedir.

Darwin’in ya da her hangi bir bilimsel kuramın sorgulanmasına hiç bir bilim insanının karşı çıkması beklenemez. Bilim bu yolla ilerler. Bu sorgulamanın sonucu olarak bilimsel kuramlar, yerlerini daha açıklayıcı, daha kapsamlı, daha sağlam kuramlara bırakırlar. Yerleşik bir bilimsel kuramı yapılan gözlem ve deneylerle sorgulayıp, veriler ışığında kuramın geçersizliğini göstermekten keyif almayacak ve onur duymayacak bir bilim insanı düşünemiyorum. Ancak bilimsel bir kuramın sorgulanması bilimsel yöntem, bilimsel düşünce, özgür akılla yapılır. Bir fen dersinde ise bilimsel bir görüşün karşısına dinsel bir inanç koyularak yapılan öğretim ne fen öğretimi, ne de din öğretimi olabilir(3-4). Dinsel temelli görüşlerin bir fen dersinde bilimsel olarak sorgulanmasına olanak yoktur. Batı, bu laik anlayış geliştikten sonra bilim ve teknolojide hızla ilerleyebilmiştir. Bugün hiç bir çağdaş ülkenin biyoloji derslerinde evrime karşı yaratılış görüşü yoktur. ABD’de de yaratılış görüşünü okullara sokma girişimleri yargı tarafından bu nedenle önlenmiştir.

Ülkemizde ise bilimsel düşünceyi gençlerimize benimsetmekten en başta sorumlu olması beklenen laik Türkiye Cumhuriyetinin bir Milli Eğitim Bakanı ABD’deki köktendinci bir kuruluşa başvurarak yaratılış görüşünü biyoloji öğretim programına sokma konusunda onların yardımını istemiştir. ABD'de başaramadıklarını Türkiye'de ummadıkları bir kolaylıkla gerçekleştiren ICR yöneticileri 1992’de çağrılı olarak Türkiye’ye gelirler. Yukarıda sözü edilen haberde bu olay şöyle anlatılıyor:

“... Tüm okul öğretmenlerinin ve üniversite akademisyenlerinin çağrıldığı önemli bir çıkışın, bir konferansın zamanı gelmişti. Dr.Gish ve Dr. J. Morris masraflar Türklere ait olmak üzere konferans vermek için çağırıldılar. Bu sıradışı talep, kabul edilmeden önce dikkatlice tartıldı. İki dinin (Hıristiyanlık ve İslam) yaratılış doktrinleri arasında fazla bir fark olmamasına karşın, dinler arasındaki önemli farklar gözardı edilemezdi... Halk konferansı sırasında İncil’e ve Hıristiyanlığa herhangi bir atıfta bulunulmaması özellikle istenmişti.” ICR'ın Türkiye ile sıcak ilişkileri sonraki yıllarda da sürdü. Acts and Facts dergisinin Eylül 1998 sayısında yer alan “ICR Türkiye’deki yaratılış hareketine yardımcı oluyor”(5-6) başlıklı haberde ise Türkiye’de şaşırtıcı bir hareketin gerçekleştiği söylenerek şöyle devam ediliyor: “Yıllardır topluma egemen olan laiklik ve eğitimde evrimsel darbeye artık hoşgörü gösterilmeyecek. Türkiye’den Bilim Araştırma Vakfı buna karşı çıktı ve şimdi Türk halkını Özel Yaratılışa olan inançlarına sarılarak manevi temellerine dönmeleri için teşvik ediyor. ICR'den bu konuda yardım istediler ve biz de bu isteği karşıladık.” Haberin devamında 1998 yılında İstanbul ve Ankarada yapılan evrim ve bilim karşıtı toplantılardan övgü ile söz ediliyor. Aynı derginin başka sayılarında Hıristiyan misyonerlerinin Türkiye’deki deneyimlerinden, Hıristiyanlığı kabul ederek “kurtulan” Türk gençlerinden söz ediliyor.

Evrim kuramı günümüzde yeryüzünde görülen biyolojik çeşitliliği en iyi açıklayan bilimsel kuramdır. Biyolojinin tüm dallarındaki buluşlar, evrim kuramıyla anlam kazanmaktadırlar. Evrimsel biyolojinin tarımda, tıpta, hatta ekonomide sayısız uygulamaları vardır. Bu nedenle son 20-30 yılda dünyada evrim alanında araştırma ve eğitim yapan ülke ve kurumların sayısında hızlı bir artış görülmektedir. Yaptığımız bir araştırmaya göre 1980 yılında 12 ülke adında evrim sözcüğü geçen akademik birime sahipken 1999 yılında bu ülkelerin sayısı 32’ye yükselmiştir. Dünyada 1980 yılında 46 tane akademik birim adında evrim sözcüğünü taşırken 1999 yılında bu rakam 233’e yükselmiştir. Bu akademik birimlerin 118’i ABD’de, 35’i Fransa’da, 21’i İtalya’da, 12’si İngiltere’de, 12’si Almanya’da bulunmaktadır. Bu sayılar adında evrim sözcüğü geçen akademik birimleri göstermektedir, yoksa evrim alanında araştırma ve eğitim yapan akademik birimlerin dünyadaki sayısı çok daha fazladır. Görüldüğü gibi bu akademik birimler refah düzeyi en yüksek ülkelerde en çok sayıda bulunmaktadır. Çünkü yeryüzünde insanın varlığını sürdürebilmesi, hem kendi evrimini hem de diğer canlıların evrimlerini ayrıntılı biçimde anlamasına bağlıdır.

Evrim alanında yapılan araştırmalar ve bilgi birikimi, dünyada çığ gibi artarken birilerinin çıkıp ısrarla bilimin son verilerine göre evrim kuramı çökmüştür, Darwinizmin sonu gelmiştir gibi beyanlarda bulunması ancak ülkemizi orta çağ karanlığına götürmek isteyen gerici bir zihniyetle açıklanabilir.

" Bu yazi Cumhuriyet gazetesinde (Mart 2002) yayınlanmıştır.”

Prof. Dr. Aykut Kence
Biyoloji bölümü, ODTÜ
Logged

..."Einsteincılığın" tersine,Darwincilik konusunda bilgisi olan olmayan ahkam kesiyor. Sanırım Darwinciliğin bir sorunu da, Jacques Monod'nun dediği gibi,herkesin bu kuramı anladığını zannetmesi."

Richard Dawkins(Kör saatçi,s:III)
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.3 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Joomla Bridge by JoomlaHacks.com



Powered by  MyPagerank.Net
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM