BiyoWeb - Biyoloji Forumu
Duyurular: 27-30 Ağustos 2008 tarihleri arasında GAziantep Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi'nde
XV. Ulusal Biyoloji Öğrenci Kongresi gerçekleştirilecektir.
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Ağustos 09, 2008, 12:46:48 ÖÖ


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: MS hastalığı nedir?  (Okunma Sayısı 2397 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
dilekyrdm
BiyoWeb Üye
*

Teşekkür 1
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 20



Üyelik Bilgileri
« : Ekim 07, 2007, 09:18:01 ÖS »

Ms hastalığı nedir?
Logged
dilekyrdm
BiyoWeb Üye
*

Teşekkür 1
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 20



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Ekim 07, 2007, 09:32:22 ÖS »

MS HASTALIĞI NEDİR  ? 

 

     Özürlülüğün yavaş geliştiği ve kaçınılmaz olduğu bir merkezi sinir sistemi hastalığıdır ve adına Multipl Skleroz (MS) denir. MS'nin kesin nedeni ve tedavisi bilinmemektedir. Yürüme zorluğu, mesane kontrolü ve cinsel fonksiyonlarda bozulma, hissizlik, ağrı ve diğer anormal duyular, geçici körlük veya görme bozukluğu ve aşırı yorgunluk, hastalığın en sık görülen belirtileridir.

 

     En bariz belirtisi geçici körlüktür. Hastalığın kesin teşhisinde Manyetik Rezonans (MR) kullanılmaktadır. Gamma interferon hormonu hastalığın gelişiminde baş rolde olmaktadır. MS, 20-40 yaş arasında genç, aktif ve yüksek eğitimli insanlara ve en fazla da kadınlara musallat olan bir hastalıktır. İnsanın kaslarını yavaş yavaş eriterek sonunda tekerlekli sandalyeye mahkum etmektedir. Daha önce tedavisinde kortizon kullanılmaktayken şimdi interferon ile olumlu adımlar atılmaktadır. Beyin ve omuriliği etkileyen MS, Türkiye'de çok yaygındır. Yaklaşık 35 bin hasta olduğu saptanmıştır.

 

Logged
kimyakadriye
BiyoWeb Üye
*

Teşekkür 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : Ekim 13, 2007, 01:54:31 ÖÖ »

 ben bir Ms hastası yakınıyım annem 18 yıldan beri MS hastası  şunu belirtmek istiyorum MS yakalanma oranları emin olun iş hayatında aktif olmayan ev hanımlarındada yaklaşık olarak aynı oranda gözlenir. günümüzde tedavisi konusunda yapılan çalışmalar umut vericidir özellikle arı zehri üzerindeki çalışmalar inanıyorum ki yakın bi zamanda MS hastalığı kabus olmaktan çıkacaktır. çünkü 18 yıl içinde büyük gelişmelere karşılaştık. ne yazık ki bu süre içinde hastalığın görülme oranıda aynı derecede arttı. 20 yaşın altındada olan bir çok Ms hastası bulunmaktadır. 18 yıl önce annem marmara bölgesinde 7 MS hastasıydı. bugün ise her ay hatta her hafta yeni birisi hastalığa yakalanmıştır. bu büyük artışın sosyal yapıdaki  ve doğanın düzenin bozulması büyük rol oynadığı düşünülmektedir.
Logged
seflek
Demirbaş
Full BiyoWeb
*

Teşekkür 15
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 113


Çukurova Üniversitesi


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #3 : Ekim 15, 2007, 03:58:12 ÖÖ »

MS NEDİR ?

        Multipl Skleroz (MS) beyinde ve omurilikte, mesajları taşıyan sinir telleri etrafındaki koruyucu kılıfın (miyelin kılıfı) hastalığıdır. Kılıfın hasar gördüğü yerlerde sertleşmiş  dokular (skleroz) yer almaktadır. Bu sertleşmiş alana da plak denir. Bu plaklar, sinir sistemi içinde pek çok yerde oluşabilir ve sinirler boyunca mesajların iletilmesini engelleyebilir.

        MS belirtileri, şiddet ve seyir yönünden hastadan hastaya çok büyük değişiklikler gösterebilir. Bazı hastalarda değişik hastalık tabloları arka arkaya ortaya çıkar, daha sonra tam ya da kısmi iyileşme görülür. Belirtiler etkilenen sinir sistemi bölgesine göre farklıdır. Bunlar arasında halsizlik, karıncalanma, uyuşma, duyu eksikliği, denge bozukluğu, çift görme görme azlığı, konuşma bozukluğu, titreme, kol ve bacaklarda sertlik, güçsüzlük, idrar kaçırma veya yapamama, erkeklerde cinsel güç azlığı ... sayılabilir. Tanımlanan belirtilerin bir ya da birkaçına birlikte rastlanabilir.   

        Multipl Skleroz (MS) genç insanlarda trafik kazaları dışında nörolojik nedenli özürlülüklerde birinci sırayı almaktadır. Hastalık genellikle gençlerde, kadınlarda, sosyo-ekonomik düzeyi yüksek toplumlarda, kentlerde yaşayan eğitim düzeyi yüksek kişilerde görülen bir hastalıktır.

        Hastalığın ilk belirtileri birkaç gün içinde ortaya çıkar; alevlenmeler ve düzelmelerle seyreder. Başlangıç dönemlerinde tam bir düzelme gösterirken bazen hastalığın ilerlemiş  evrelerinde, az sayıda hastada baştan itibaren  düzelmeler olmaksızın kötüleşme söz konusu olabilir.

        Bütün bunların dışında MS'in ne olmadığının da belirtilmesi, konunun daha iyi anlaşılması için yararlı olacaktır. Öncelikle Multipl Skleroz ölümcül bir hastalık değildir. Bu konuda yapılmış pek çok çalışma vardır. Bu çalışmalarda ortalama yaşam süresi açısından MS'lilerle sağlıklı bireyler arasında önemli bir fark olmadığı ortaya konmuştur. 

        MS'li kişilerin, bazen    aldıkları ilaçların etkisiyle enfeksiyon hastalıklarına karşı direnme güçleri azalır. Bu nedenle hastaların solunum yolları enfeksiyonları, idrar yolu enfeksiyonları gibi hastalıklara diğer insanlardan daha fazla yakalanma eğilimleri vardır.   

        MS, bir akıl ya da ruh hastalığı değildir. Halkımız arasında "sinir hastalığı" deyimi akıl hastalığı deyimi ile aynı anlamda kullanılmaktadır.  Oysa MS tıbbi olarak tamamen bir sinir sistemi hastalığı olup merkezi sinir sistemi ile organların bilgi iletişimini sağlayan omuriliğin miyelin tabakası üzerindeki fiziksel tahribatın bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır.

        MS  kalıtsal bir hastalık değildir. Bununla birlikte, genel olarak ailelerde genetik ortak faktörler kuşaktan kuşağa taşındığından ailelerinde MS bulunan kişilerin MS'e yakalanma eğilimi az da olsa vardır. Bunlara ek olarak MS'te  bulaşıcılık  söz konusu değildir. 

MS'in nedeni henüz kesin olarak tespit edilebilmiş değildir. Bununla birlikte, beyin ve omurilikteki sinir telciklerinin etrafını saran miyelin tabakasının etkilendiği bilinmektedir. Burada bozulan, sinir dokusunun miyelin adı verilen özel bir bölümüdür ve bu tip bozukluğun adı "demiyelinizasyon"dur. Miyelininin bozulduğu alanda oluşan ve basitçe yara kabuğuna benzetebileceğimiz bu sınırlı alana da "PLAK" adını veriyoruz. Bu plaklar, daha önce yukarıda da belirttiğimiz gibi beyin ve diğer organlar arasındaki iletişimi engelleyerek bir takım bozuklukların oluşmasına neden olur. 

        Merkezi sinir sistemi (MSS) öğeleri, fonksiyonlarına göre semptomların nereden kaynaklandığını belirlemeye yarar. Beyin, (cerebrum) düşünce ve hareketi kontrol eder. Bu bölgede demiyelinizasyon (miyelin eksikliği) ; hafıza, motivasyon, kavrama, kişilik, dokunma, duyma, görme ve kas gücünü etkileyebilir. Beynin arkasında yer alan beyincik (cerebellum), hareketlerdeki koordinasyon ile bacaklar, kollar ve elleri kapsayan kas etkinliklerini kontrol eder. 

        Beynin bu bölümü, aynı zamanda yürüme, koşma gibi faaliyetler sırasında bedenin dengesini sağlar. Beynin 12 kranial sinirinin de etkilenme olasılığı vardır ki bunlar da ; görme, göz hareketleri, konuşma, yutkunma ve duymada zaaflara neden olabilir. Beyin sapı (brain stem), kafatasının merkezinde bulunur ve özerk (istem dışı) fonksiyonlar kadar göz hareketlerinden de sorumludur. Örneğin nefes almak, kalp atışları, terlemek, tuvalet gereksinimlerini karşılamak özerk fonksiyonlardır.

        Son bölüm ise omuriliktir (spinal cord). Bu, geniş bir elektrik hattı  gibi sinir tellerinin üzerindeki emirlerin beyin ve bedenin diğer bölümleri arasında rahatça dolaşımını sağlar. Bu bölümdeki harabiyet, vücut ve beyin arasında iletişim kaybına neden olur. Dokunma algısını da içeren mesajların beyne ulaşımı engellenir. Benzer olarak bacaklar, eller ve diğer organlara  yönelik beyin emirleri engellenir.   

        Henüz bilinmeyen ve önceden anlaşılmayan bir nedenle ortaya çıkan ve en az 24-48 saat devam eden yeni bir  nörolojik bozukluk (uyuşmalar, denge ve yürüme bozuklukları, görme bozuklukları ve kayıpları ....) veya uzun zamandır devam eden bir durumun belirgin kötüleşmesi şeklindeyse bu durum "ATAK" olarak değerlendirilir. Bir ay içinde olan tüm olaylar aynı atağın parçaları olarak düşünülür.   

        Ataklar uygun şekilde ve mümkün olduğunca çabuk tedavi edilmelidir. Bu nedenle atak geçirdiğinizi düşünüyorsanız mutlaka zaman geçirmeden tedavinizi yürüten tıp merkezine başvurmalısınız. Bir atağın devam süresi ve ne zaman geçeceği önceden tahmin edilemez. İki atak arasında bir iyilik dönemi vardır. Bu dönem içinde hastalık ilerlemez ve vücut kendi kendini iyileştirmeye çalışır. 

        İki atak arasındaki iyilik döneminin ne kadar süreceği de bilinememektedir. Bazı MS'liler bir ataktan sonra bazen uzun yıllar ikinci bir atak geçirmemektedirler.
Logged
seflek
Demirbaş
Full BiyoWeb
*

Teşekkür 15
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 113


Çukurova Üniversitesi


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #4 : Ekim 15, 2007, 03:59:32 ÖÖ »

MS TANISI NASIL KONUR ? 

        MS,  beyin ve omurilikten gelen elektriksel mesajları organlara ileten sinirlerin miyelin adı verilen kılıflardaki iltihaplanmalar ve daha sonra bu iltihaplanan kısımlarda oluşan sertleşmeler nedeniyle mesajların organlara iletilmemesinden oluşur demiştik. Bu durum , bahsettiğimiz beynin ve omuriliğin çok farklı ve birbirine benzemeyen yerlerinde meydana geldiğinden değişik şikayetlere neden olur. Ortaya koyduğu sorunlar tablosu her hasta için farklıdır ve diğer hastalıkları çağrıştıran bir şekil alabilir.

        Laboratuar yöntemlerindeki büyük gelişmelere rağmen MS tanısı esas olarak hastanın öyküsü ile bulgu ve belirtilere dayanır. Yineleyip düzelmeler ile yani açıkça ayırt edilebilen ataklarla giden ve sinir sisteminde dağınık yerleşime ait bulguların saptandığı bir hastada tanı hiç zor değildir. Ancak bir atakla başvuran ya da hastalığın sinsi başlayıp yavaş yavaş ilerlediği durumlarda standart tanı kriterleri tam olarak karşılanmaz ve kesin tanı gecikebilir. 

        İlk olarak baş dönmesi, çift görme, tek veya çift gözde görme azalması, dengesizlik ya da kol ve bacaklarda güç yitimi gibi semptomlar (belirtiler) ortaya çıkabilir. Nörolojik açıdan hastanın aşikar fonksiyon kayıplarının dışında kalan sistemlerine ait bozukluklar  da saptanırsa  MS'ten kuşkulanılır. Akabindeki dönemlerde, her bir atağın ardından görülen düzelici (remisyon) niteliği de gözlenirse tanı büyük ölçüde kesinleşir.

        Her iki bacakta yavaş ilerleyici güç azlığı özellikle tanı zorluğu gösteren bir durumdur. Bu hastalarda sinir sisteminin diğer bölgelerine ait tutuluş bulgularının varlığı ve yardımcı laboratuar incelemeleri ( manyetik rezonans görüntüleme, uyarılmış yanıtlar ) ile tanı konulabilir.

        Tanıya yardımcı araçlardan en önemlisi beyin ve omuriliğin Manyetik Rezonans Görüntüleme ( MRG ) yöntemiyle incelenmesidir. Beyindeki plaklar MRG ile açık olarak görülürler. Plakların etkinlikleri ise damar yoluyla para manyetik bir madde olan Gadolinyum ( Gd ) verilerek belirlenir. Bir plağın Gd tutması etkin olduğunu gösterir.

        Tanıya yardımcı olarak beyin omurilik sıvısının bazı özellikleri incelenebilir. Olignokal  band, miyelin temelli protein, immun globulin G indeksi gibi ölçümlerde normal dışı değerler bulunması beyinde bağışıklık sistemiyle ilgili bir sorun olduğunun habercisidir. Ayrıca görsel, işitsel, ve bedensel uyarılmış yanıtlarda anormallikler olması da sırasıyla göz ve kulağın beyin bağlantıları üzerinde ve omurilikte yerleşmiş plağa işaret eder.

        Dikkatli bir hastalık öyküsü, nörolojik inceleme ve doğru kullanılmış laboratuar değerlendirmeleri genellikle kesin tanıyı sağlar. MS tanısının olabildiğince çabuk ve doğru konması önemlidir. Hastaların çoğu gençtir ve tanıya bağlı pek çok önemli yaşam kararı vermeleri ( eğitim, evlilik, çocuk ...) gerekecektir. Ancak tanı netleşmeden hiçbir hastaya MS tanısı yakıştırılmamalıdır. 

MS EN ÇOK HANGİ YAŞLARDA ORTAYA ÇIKAR ?

        Hastaların yaklaşık 2/3'ünde ilk belirtiler, 20-40 yaşlar arasında ortaya çıkar ancak 10 yaş gibi erken başlangıçlı hastalar ve 40 yaşından sonra başlayan vakalar da vardır. Kadın-erkek dağılımı açısından kadınlarda 2/3 kat daha sıktır.

MS HANGİ ÜLKELERDE DAHA SIK GÖRÜLÜR ?

        Genel olarak bir ülke ekvatora ne kadar yakınsa orada MS daha az görülür. Kuzey ülkeleri gibi soğuk, rutubetli ve yağışlı ülkeler MS'in en sık görüldüğü ülkelerdir. Her iki yarı kürede de ekvatordan uzaklaştıkça risk artmaktadır. En yüksek sıklığı 40-60 derece enlemler arasında görülür. Ülkemiz orta derece risk kuşağında yer almaktadır ve yaklaşık otuz-otuz beş bin MS'li olduğu sanılmakla birlikte dünyada bu sayının üç milyon kadar olduğu tahmin edilmektedir. Her ırkta görülen bir hastalıktır. Ancak beyaz ırk, sarı ve siyah ırka oranla daha sık hastalanmaktadır. Örneğin aynı enlemlerde yer alan Japonya ve ABD karşılaştırıldığında; Japonya'da hasta oranı 4/100.000 iken, Amerika'da 40/100.000 dolayındadır. Irsi olmamakla birlikte bu hastalık için genetik bir yatkınlığın söz konusu olduğu kabul edilmektedir.

FARKLI ŞEKİLLERİ VAR MIDIR? VARSA NASILDIR?

        Seyir olarak hastalığın dört tipi vardır:

        1-İyi Huylu MS ( Benign ): Bu tipte hafif ataklar vardır ve atakları tam düzelme takip eder. Zamanla biriken bir kötüleşme olmaz ve kalıcı bir hasar bırakmaz. Bu tipte ilk belirti, genellikle el ve ayaklarda uyuşmalardır. Ancak hastalığın başlangıcından 10-15 yıl sonra , bazı olgularda küçük sekeller   bırakabilirler. MS'li hastaların %10-15'i bu gruba dahildir.

        2-Tekrarlayan ve Düzelen Tip (Relapsing-Remitting): MS'lilerin yaklaşık %25'i bu gruba girer. Erken dönemde genellikle benign tipe benzer ve ataklardan sonra tam iyileşme olur. Ataklar; gün, hafta veya aylarca sürebilir. Ataklar daha önceki bulguların alevlenmesi veya yeni bir şikayet şeklinde olabilir. Yine de tekrarlayan ataklar sonrası bazı sekeller kalabilir.

        3-İkincil İlerleyen Tip: Başlangıcı "Tekrarlayan ve Düzelen" tip gibidir.Relapsing-Remitting MS'lilerin % 40-50'si ikincil ilerleyen tipe dönüşür. Tekrarlayan ataklar sonrası düzelme daha zorlaşabilir, hatta durabilir. Böylece sekeller artabilir. Bu grup genellikle hastalığın başlangıcının 15-20 yılı içinde ortaya çıkar.

        4-Birincil İlerleyen Tip: Ataklarla birlikte ya da ataksız seyir gösterebilir. Ataklı seyirde hastalığın başlangıcından itibaren giderek artan fonksiyonel kayıplar yani sakatlıklar ataklarla daha da şiddetlenebilir ve giderek kalıcı fonksiyonel bozukluklar artar. MS'lilerin % 10-15'i  bu gruba girer.

        MS'lilerin üçte biri on yıl sonra da halen fonksiyoneldir ve özürlülük derecesi düşüktür. Bu nedenle yaşam kalitesini etkilese bile genel olarak iyi gidişli bir hastalık olarak kabul edilir. Hastalığın daha başlangıçta nasıl seyredeceğini bilmek olanaksızdır. Çünkü seyir kişiden kişiye değişmektedir. Ancak bazı hastalık özellikleri bize bir takım ipuçları verebilir. Örneğin; kadın olmak hastalığın ataklarla seyrediyor olması, birinci  ile ikinci atak arasındaki sürenin uzun olması, ilk atakları iyileşerek atlatmak, hastalık başlangıç yaşının genç olması, ilk atakların dengesizlik, ellerde beceriksizlik, titreme gibi gibi bulgularla başlamaması gibi özellikleri iyi seyir lehindedir. Kısa sürede yatağa yahut tekerlekli sandalyeye bağımlı kalmak ya da yaşam süresini kısaltmak gibi klinik tablolar çok azdır.

HASTALIĞIN NEDENLERİ NELERDİR ?

        Bu konuda pek çok farklı teoriler olmasına rağmen, elimizdeki bilgilere dayanarak   MS'e neyin neden olduğu tam olarak saptanamamıştır. Yapılan değişik araştırmalarda hastalığa neden olabilecek çok çeşitli nedenler ( daha önce geçirilmiş virütik enfeksiyonlar, çevreden kaynaklanan bazı zehirli maddeler, beslenme alışkanlıkları, coğrafi etmenler, vücudun savunma sistemindeki bozukluklar ) sorgulanmışsa da hiç biri kesin neden olarak saptanamamıştır.

        Bazı araştırmacılar, MS'e henüz belirlenemeyen bir virüsün neden olduğunu ileri sürmektedirler.  Bu teoriye göre, çocuklukta veya gençlik döneminde vücuda giren bu virüs; beş, on ya da on beş yıl gibi bir süre hiçbir belirti göstermeden vücutta kalmakta, daha sonra yine bilinmeyen bir nedenle, örneğin şiddetli bir üst solunum yolu hastalığı sırasında ortaya çıkmaktadır.

        Diğer bir grup bilim adamı ise, oto-immün ( vücudun kendi bağışıklık sisteminin neden olduğu ) bir hastalık olduğunu düşünmektedirler. Bu teoriye göre; vücudun bağışıklık sistemi normal olarak ,vücuda giren yabancı mikrop ya da viruslara karşı vücudu korumak için karşı saldırıya geçip onlarla mücadele etmesi gerekirken, MS'li kişilerde bilinmeyen bir nedenle, merkezi sinir sistemindeki sinirlerin miyelin kılıfına saldırıp onları tahrip etmektedir.

        Yine araştırmalar göstermiştir ki, MS bu hastalığa genetik bir yatkınlığı olan kişilerde daha sıklıkla görülmektedir. Bu, MS'in kalıtsal olduğu anlamına gelmez, fakat beyaz kan hücrelerinde bir cins HLA antigenleri bulunan kişilerin MS'e diğer insanlardan daha çok yakalandıkları anlaşılmıştır. 

        Bu teorilerin tümünün bir arada etkileşim gösterdikleri de düşünülebilir. Yani genetik olarak yatkın kişilerde, MS ile ilgili bilinmeyen bir virüsün, vücudun bağışıklık sistemini olumsuz yönde harekete geçirerek, sinirlerin miyelin tabakasına saldırmaya ve onu tahrip etmeye yönlendirdiği söylenebilir.

Hazırlayanlar :

* Prof Dr Egemen İdiman
(DEÜTF Nöroloji ABD ve İzmir MS Derneği Başkanı)

* Dr Şahi Kuray
Logged
mc_tansu
BiyoWeb Üye
*

Teşekkür 2
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 85



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #5 : Ekim 15, 2007, 08:08:28 ÖS »

MULTİPL SKLEROZ NEDİR?

Beyin ve omuriliğin (merkezi sinir sisteminin) bir hastalığıdır.

MS beynin görme, konuşma, yürüme gibi fonksiyonlar üzerindeki kontrol
kabiliyetini bozar.

“Multipl” denmesinin nedeni:

• Beyin ve omuriliğin bir çok farklı alanı etkilenir.

• Belirtileri hafif ya da ağır olabilir. Aniden ortaya çıkabilir ya da
kaybolabilir.


“Skleroz” denmesinin nedeni:

• Hastalık beyin ve omuriliğin hasarlı alanlarında sklerozan plaklar,
yani sertleşmiş dokular oluşturur.


• Bir akıl hastalığı değildir.


• Bulaşıcı değildir.


• Henüz önlenebilir ya da tamamen tedavi edilebilir değildir.


Multipl Skleroz hakkında bilinmesi gereken en önemli şey nedir?

Merkezi sinir sisteminin gençler arasında görülen yaygın bir hastalığıdır.

MS’lilerin aileleri ve yakınlarından oluşan çok daha fazla sayıda kişi ise duygusal, maddi ve fiziksel zorluklarla karşı karşıyadır.

Genç erişkinler MS’e yakalanma olasılığı en yüksek olanlardır; hem de hayatlarının en verimli yıllarında...

Her yıl araştırma için dünyada milyonlarca dolar harcanmaktadır.
En az bir o kadarı da yardım ve destek için harcanmaktadır. Hastalık nedeniyle kaybolan işgücü değeri ise faturayı ayrıca kabartmaktadır.MS’i daha yakından tanımakla MS’lilerin hayattan daha çok tad almalarını ve MS’ten daha az etkilenmelerini sağlayabilirsiniz.

MS merkezi sinir sistemini nasıl etkiler?

Merkezi sinir sistemi sinirler boyunca vücudun çeşitli bölgelerine
elektriksel mesajlar gönderen bir telefon santralına benzer. Bu mesajlar bilinçli ve bilinçsiz tüm hareketlerimizi kontrol eder.

Multipl Skleroz mesajların düzgün bir şekilde iletilmesini bozar.

Sağlıklı sinir liflerinin çoğu mesajların iletilmesini kolaylaştıran
miyelin denen yağlı bir madde ile çevrelenmiştir.

MS’de miyelin parçalanır ve miyelinin yerini nedbeleşmiş (sertleşmiş) doku alır. Bu da mesajın geçişini saptırır ya da tümden bloke eder.

Vücut fonksiyonları kontrol edilemez hale gelir, çünkü:

• Mesajlar gerektiği gibi iletilemez
• Mesajlar yanlış bölgeye gider


Multipl Skleroz’a yol açan nedir?

Bu, tıbbın en büyük sırlarından biridir.

• Sebep bilinmemektedir

• Bir tedavi bulunamamıştır

• Kimin MS’ye yakalanacağını önceden bilmek mümkün değildir.


Bu konuda üç yaygın teori vardır:

I- Virüs Saldırısı

• Virüsler vücuda girdiklerinde vücut hücreleri içinde hızla
çoğalırlar. Çoğu virüsler hızla bazı hastalık belirtilerine yol açar.
Yavaş etkileyen belirli bazı virüsler ise daha sonra tekrar ortaya
çıkarak yeni belirtilere yol açarlar. Diğer bazı yavaş etkili virüsler
ise vücutta herhangi bir hastalığa yol açmadan önce aylar hatta
yıllarca gizli kalabilirler.

• MS bazı yavaş etkili virüsler tarafından meydana getirilebilir
ya da bilinen bir virüse karşı gösterilen gecikmiş bir reaksiyon
olabilir.

II- Bağışıklık reaksiyonu

• Vücudumuz, virüsler ve bakteriler gibi hastalık etmenlerini yok eden ve doğuştan gelen bir savunma sistemine sahiptir.

• Savunma sistemi geri tepebilir ve vücudun kendi hücrelerine
saldırabilir. Buna “Oto-immun reaksiyon” denir.

• MS, vücudun yanlışlıkla kendi dokusuna saldırdığı bir oto-immun
reaksiyon sonucunda ortaya çıkmış olabilir.

III- Kombinasyon

Hem virüsler hem de bağışıklık sistemi reaksiyonu MS’e yol açabilir.

• Virüsler vücuda girdiğinde hücreler içinde gelişmeye başlarlar.

• Vücudun savunma mekanizması hem virüslere karşı hemde vücudun kendi hücrelerine karşı tahrip edici olabilir.

Kimler MS’e yakalanır?

MS hakkında bilmediğimiz o kadar çok şey vardır ki, kimin MS’e
yakalanacağını tahmin edemeyiz.

Gene de kimlerin MS’e yakalanma olasılığının daha yüksek olması
hakkında şöyle bir tablo çizilebilir:

Genç erişkinler
Belirtiler genellikle 20-40 yaşları arasında ortaya çıkar. 15 yaşın altında ve 50 yaşın üstünde nadiren görülür.

Kadınlar
Kadınlar erkeklere göre daha fazla oranda MS’e yakalanırlar. MS hamilelikle ilgili değildir (MS’li hanımlar çocuk sahibi olabilirler). Ilıman iklim kuşağında oturan insanlar
MS 40-60 derece güney ve kuzey enlemleri arasında sık görülür. Bir bölge Ekvator’a ne kadar yakınsa MS vakası da o kadar azdır.

Sağlık şartlarının iyi olduğu bölgelerde yaşayan insanlar
Bu bölgelerde MS vakası sık görülür. Muhtemelen bu bölgede yaşayan çocuklar MS’e karşı bağışıklık sağlayacak bazı faktörlere maruz kalmamaktadırlar.

MS’in belirtileri çok çeşitlidir.

• Kişiden kişiye değişir

• Aynı kişide zaman zaman değişebilir.


Dikkat

Aşağıdaki belirtilenlerin her biri başka bir hastalıktan kaynaklanabilir.
Doktorunuza mutlaka danışınız.

MS belirtileri şunları içerir:

• Göz bozukluğu: Çift görme veya gözün irade dışı hareketi

• Vücudun herhangi bir bölgesinin kısmen veya tamamen felç olması

• Ellerin Titremesi

• Mesane ve kalın barsak kontrolunun kaybı

• Sendelenme veya denge kaybı

• Dilde peltekleşme gibi konuşma bozuklukları

• Aşırı halsizlik veya kendini alışılmamış biçimde yorgun hissetme

• Koordinasyon bozukluğu

• Uyuşma veya karıncalanma hissi

• Ayakların belirgin şekilde sürüklenmesi


Başlangıç belirtileri genellikle hafiftir ve tedavi edilmeden
kaybolurlar. Fakat zaman ilerledikçe bunlar daha sık ve daha ağır
olabilir.

Tipik tablo akut belirtilerin görüldüğü kısa bir dönem ve bunu
izleyen dönemde belirtilerin hafiflemesi ya da haftalar, aylar
hatta yıllarca kaybolması şeklinde çizilebilir.

Belirtiler sinir sisteminin tutulan bölgesine göre değişiklik
gösterirler.

Multipl Sklerozu ortaya çıkarmak zor olabilir
İlk belirtinin ortaya çıkışından kesin tanının konmasına kadar çoğunlukla yıllar geçebilir, çünkü:
İlk belirtiler o kadar hafiftir ki kişi bir doktora görünmez bile...
Sinir sisteminin diğer hastalıkları da aynı uyarıcı belirtilerin bazılarını gösterirler.
Gelişmiş tüm laborutuvar teknik imkanlarına rağmen MS’i kesin olarak gösteren ya da ekarte ettiren bir teknik yoktur diyebiliriz.

MS tanısını koymak için iki temel bulgu aranır:
1. Sinir sistemi hasarının belirtileri
Elde ve ayakta hissizlik veya titreme, ani güç kaybı veya felç
ortaya çıkabilir (Bu durumda merkezi sinir sisteminin iki ya da
daha çok bölgesi tutulmuş olmalıdır).


2. İyileşmeler ve kötüleşmeler
MS belirtileri diğer sinir sistemi hastalıklarından farklı olarak
herhangi bir uyarı olmaksızın ortaya çıkabilir ve kendiliğinden
iyileşmeler gösterebilir. MS lilerin çoğu tekrarlayan alevlenmelere
rağmen aktif bir hayat sürerler ve hayata olumlu yönden bakmayı
öğrenebilirler. MS uygun bir yaklaşımla ele alındığında şikayetler en aza indirgenebilir.

FAKAT MS tanısı ümitsizliğe yol açmamalıdır. Çünkü çok az hastada
ilerleyici ve ciddi komplikasyonlarla karşılaşılır.


TEDAVİ

Halen MS için kesin bir tedavi yoktur. Fakat hastaların bağımsız,
rahat ve üretken olmalarını sağlamak için çok şey yapılabilir.

Genel vücut sağlığını korumak:

Herkes gibi MS’lilerin de aktivitelerini sürdürmeleri, besin değeri
yüksek bir diyet uygulamaları, kendilerini iyi hissetmek ve dirençlerini korumak için yeterince dinlenmeleri gerekir.

Enfeksiyonların, özellikle solunum veya idrar yolları enfeksiyonlarının anında tedavi edilmesi son derece önemlidir.
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Joomla Bridge by JoomlaHacks.com



Powered by  MyPagerank.Net
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM