BiyoWeb - Biyoloji Forumu
Duyurular: 27-30 Ağustos 2008 tarihleri arasında GAziantep Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi'nde
XV. Ulusal Biyoloji Öğrenci Kongresi gerçekleştirilecektir.
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Temmuz 20, 2008, 07:43:17 ÖS


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Küresel Balık Krizi  (Okunma Sayısı 477 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
wizox
Demirbaş
Hero BiyoWeb
*

Teşekkür 2018
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 538


Erciyes Üniversitesi


Üyelik Bilgileri WWW
« : Mart 30, 2007, 03:33:48 ÖÖ »



Yüksek teknolojili hasat yöntemleri ve savurgan yönetimler, dünya balık stoklarında tehlikeli düşüşlere yol açtı. Küresel balık krizini irdeleyen bu özel dosya, insan ile deniz arasında yepyeni bir ilişkinin şekillendirilmesi umuduyla kaleme alındı.

Dünya okyanuslarında, boyu 3,65 metreye, ağırlığı 680 kiloya ulaşabilen ve 30 yıl yaşayan dev orkinos kadar görkemli bir balık daha yok. O, koca cüssesine rağmen, sudaki hızı saatte 40 kilometreye ulaşabilen ve hemen hemen bir kilometreye kadar derinliklere dalabilen bir hidrodinamik harikası. Diğer pek çok balığın aksine sıcakkanlı canlılara özgü bir kan dolaşım sistemi var ve bu sistem -Kuzey Buz Denizi'nden tropik sulara- uç noktalarda dolaşmasına olanak tanıyor. Dev orkinosun -ya da diğer adıyla Atlantik orkinosunun- bir başka sıradışı yanı daha var, ki bu belki de sonunu getirecek bir özellik: Yağlı ve beyaz karın eti onu dünyanın en güzel suşisine dönüştürüyor. Son on yıldır, yüksek teknolojiyle donatılmış olan -çoğunlukla hava desteği alan- bir filo, dev orkinosu Akdeniz'in bir ucundan diğerine izliyor ve büyük bölümü yasadışı olmak üzere her yıl on binlerce ton balık ağlara yakalanıyor... Japonya, ABD ve Avrupa pazarları için doğranıp hazırlanmadan önce, açık denizdeki kafesler içinde yağlanmaları sağlanıyor. Akdeniz'de o kadar çok orkinos avlanıyor ki, bu balığın stokları çökme tehlikesiyle karşı karşıya... Bu arada Avrupa ve Kuzey Afrikalı yetkililer de kıyımı sona erdirmek için çok az çaba harcıyor. İspanyol deniz biyoloğu Sergi Tudela, "En büyük korkum her şey için çok geç kalmış olunabileceği ihtimali," diyor. Orkinosun karşı karşıya kaldığı aşırı avlanma konusunda dünya genelinde bir mücadele başlatan WWF için çalışan Tudela, "Kafamda yer etmiş bir manzara var," diye devam ediyor: "Batı Amerika'da 19. yüzyıl başlarında göç eden bir sürü bufalo. Akdeniz'deki orkinos için de durum aynıydı; çok fazla sayıda hayvanın göçü... Ve şimdi, bir zamanlar Amerika'da bufalolar konusunda tanık olduğumuz gerçeğin dev orkinosun başına gelişine tanıklık ediyoruz." Dev orkinos katliamı, aslında günümüzde küresel balıkçılıkta yaşanan pek çok sorunu simgeliyor: Balıkçılık teknolojisinin giderek artan öldürme gücü; bu ticaretten büyük kârlar elde eden uluslararası şirketlerin kurdukları ağın karanlıkta kalan yüzü; balıkçılık yönetimi ve yaptırım gücünün etkisiz kalması ve tüketicinin satın aldığı balığın kaderine karşı kayıtsızlığı. Dünya okyanusları bugün artık sadece geçmişin gölgesi konumunda. Balıkçılık yönetiminin başarıyla gerçekleştirildiği Alaska, İzlanda ve Yeni Zelanda gibi birkaç kayda değer istisna dışında günümüzde denizlerde yüzen balık sayısı, yüzyıl öncesi rakamlarının çok küçük bir oranını oluşturuyor. Deniz biyologları, balık miktarındaki azalma konusunda farklı görüşler öne sürüyor. Bazıları, denizlerde yaşayan balık miktarının yüzde 80-90 oranında azaldığını öne sürerken, bazıları da düşüşün bu denli keskin olmadığını söylüyor. Ama tümünün uzlaştığı bir nokta var: Çoğu yerde bir sürü tekne, üç-beş balığın peşinde koşuyor. Morina gibi revaçta olan bazı türlerin sayısı Kuzey Denizi'nden New England açıklarındaki Georges Bank'e kadar dibe vurdu. Akdeniz'de 12 köpekbalığı türünün ticari açıdan nesli tükenirken, kılıçbalıkları da henüz olgunlaşmadan avlanıyor ve sofraya sunuluyor. Kuzey yarıküre denizlerindeki balıkların çoğunu silip süpüren balıkçı filoları güneye akıyor ve bir zamanlar balık kaynayan alanların kökünü kurutuyor. Batı Afrika açıklarında, sağlıklı bir şekilde denetlenemeyen -yerli ve yabancı- filolar, kıta sahanlığının verimli sularındaki balık stoklarını eritip, Senegal, Gana, Gine, Angola ve diğer ülkelerin balıkçılarının geçim kaynaklarını ellerinden alırken, ailelerini de ana protein kaynağından yoksun bırakıyor. Asya'da, Tayland Körfezi ve Cava Denizi'nin sularında avlanan o kadar çok balıkçı teknesi var ki, stoklar tükenmenin eşiğinde.
Logged

wizox
Demirbaş
Hero BiyoWeb
*

Teşekkür 2018
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 538


Erciyes Üniversitesi


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #1 : Mart 30, 2007, 03:37:25 ÖÖ »



Dünyada yaygın avlanan türler arasında ilk sıralarda yer alan orkinos, bir ihracat ürünü olarak Türk balıkçılık sektörü için büyük önem taşırken, yakın dönemlerde yeni bir orkinos üreme alanı bulunan Doğu Akdeniz de bu özelliği ile bölge genelinde öne çıkıyor...

Eskiçağda İstanbul’un (Byzantion) en önemli doğal zenginliğini ve gelir kaynağını, Boğaz’dan geçen gemilerden aldığı vergiler dışında, palamut ve orkinos oluştururdu. Bu balıklar, Byzantion için öylesine önemliydi ki kentin

simgesi haline gelmişti. Byzantion’un İS 1–3. yüzyıllarda, Roma İmparatorluğu’nun egemenliği altında bulunduğu dönemde, basmış olduğu bronz sikkelerin arka yüzlerinde palamut ve orkinos balıkları resmedilmişti. Homeros (İÖ 8. yüzyıl), Plinius (İS 1. yüzyıl) ve Athenaios (İS 2–3. yüzyıl) gibi birçok antik yazar gerek İstanbul Boğazı, gerekse Çanakkale Boğazı’ndaki palamut ve orkinoslardan söz etmişti. Bu balıklar Haliç’e “altın boynuz” denmesini sağlayacak kadar bol idi.

Türkiye’de orkinos avcılığı 1957’ye kadar dalyan, olta ve zokalarla yapıldı. En önemli orkinos dalyanları Marmara ve İstanbul Boğazı’nda kuruldu. Dalyanlar, zamanla, yoğunlaşan deniz trafiği, şehirleşme, deniz kirliliği, balıkçılık teknolojisinin gelişimi, balık stoklarının azalması gibi faktörlerin etkisiyle önemini yitirdi. Marmara ve Karadeniz’de orkinosun azalması paralelinde, dalyanla avcılık da 1986’dan bu yana gerçekleştirilemedi. 1957’den itibaren başlayan gırgır tekneleri ile orkinos avcılığı ise 1989’a kadar sadece Marmara Bölgesi ile sınırlı kaldı. 1988–1990 yıllarında, ülkemiz balıkçılığı için önemli olan hamsi avcılığında yaşanan önemli düşüşe bağlı olarak gırgır balıkçıları, Ege ve Akdeniz’e açılarak yeni av alanlarına ve yeni türlere yöneldi.

Bu türlerin başında orkinos ve diğer ton türleri (yazılı orkinos, uzun kanat orkinos ve tombik balığı) gelmekteydi. Aynı dönemde Japon pazarında orkinosun yüksek değere sahip olması balıkçıların özellikle bu balığa yönelmesine neden oldu ve gırgır tekneleri orkinos avcılığına kaydı. Günümüzde orkinos avcılığı en yoğun olarak Ege ve Akdeniz’de yapılıyor ve Marmara’da yıllık değişimler olmakla birlikte sürüyor. Karadeniz’de ise orkinos avcılığına artık rastlanmıyor. (Türkiye’de orkinos avcılık miktarı 1970’te 138 ton iken, bu miktar 1985’te 2230 tona ve 1997’de de 5093 tona yükseldi.)

ICCAT, azalan orkinos stoklarının korunması amacı ile 2002’den itibaren avcılıkta kota uygulaması başlattı. Türkiye, komisyona 2003’te üye olması nedeniyle, 2002–2006 için kendi adına belirlenmiş orkinos avcılık kotasına sahip olamadı. Türk balıkçılar, bu yıllarda “diğer ülkeler” kategorisindeki yaklaşık 1000 tonluk miktar dahilinde avlanabildi. Yeni balıkçılık yönetim planında, Türkiye’ye 2007 için 918 ton avcılık kotası belirlendi. Ancak, tarihsel orkinos balıkçılığına ve bugün sahip olduğu yaklaşık 70 teknelik gelişmiş orkinos avcılık filosuna sahip olan Türkiye için belirlenen bu avcılık kotası Türk balıkçılar tarafından yetersiz bulundu.

Bu arada Devlet İstatistik Enstitüsü’nün verdiği resmi değerlere göre 2004’te Türkiye’nin avladığı toplam orkinos miktarı 1075 ton iken aynı yıl sadece orkinos çiftliklerinin kapasitesinin 4250 ton olması da dikkati çekti. Firmalar, ya Libya, Güney Kore ve Fas gibi diğer ülkelerin avcılık kotalarını ya da Tunus, Fransa, İtalya ve İspanya gibi ülke balıkçılarının yakaladıkları balıkları satın almaktaydı. Türkiye’nin de tüm diğer Akdeniz ülkelerindeki çiftlikler gibi tamamen yasal olan bu yolla kapasitelerini doldurduğu belirtildi. Ancak çiftlik kapasitelerinin yakalandığı belirtilen orkinos miktarından fazla olmasının bir başka nedeni de gerçek av miktarının kontrol edilememesiydi. (Tüm Akdeniz ülkelerinin kota miktarı kadar av bildirimi yaptığı –32 000 ton– ancak, gerçek avcılık miktarının 50.000 tonun üzerinde olduğu tahmin ediliyor.)

Tüm Akdeniz’de olduğu gibi Türkiye’de de orkinos çiftlikleri hızla yaygınlaştı. Orkinos fiyatının görece düşük olduğu yaz döneminde avlanan orkinoslar 3–6 ay arası sürelerle kafeslerde tutuluyor; bu süre boyunca yemlenerek yağlandırılıp, piyasanın kâr ve talep açısından en uygun olduğu dönemde satışa sunuluyor.
Logged

Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.3 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Joomla Bridge by JoomlaHacks.com



Powered by  MyPagerank.Net
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM