BiyoWeb - Biyoloji Forumu
Duyurular: BiyoWeb Forumlarına Hoş Geldiniz
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Temmuz 05, 2008, 05:19:45 ÖS


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


  Mesajları Göster
Sayfa: 1 2 [3] 4 5 ... 11
21  Biyoloji / Evrim / Ynt: Maviş Kelebekler,Türler ve Evrim ... : Şubat 16, 2008, 08:39:23 ÖÖ
Canlılar milyonlarca yıldır değişmiyor mu ?

http://www.evrim-teorisi.org//index.php?option=com_content&task=view&id=26&Itemid=46


Evrim Teorisi ispatlanmış mıdır ?

http://www.evrim-teorisi.org//index.php?option=com_content&task=view&id=16&Itemid=25


Birbirlerinin atası olan türler, nasıl bir arada yaşayabilir?

http://www.evrim-teorisi.org//index.php?option=com_content&task=view&id=25&Itemid=45


Türler arası geçiş formları yok mu ?

http://www.evrim-teorisi.org//index.php?option=com_content&task=view&id=28&Itemid=48



Bilim adamları artık evrimi kabul etmiyorlar mı ?

http://www.evrim-teorisi.org//index.php?option=com_content&task=view&id=86&Itemid=25



Mutasyonlar zararlı mıdır ?


http://www.evrim-teorisi.org//index.php?option=com_content&task=view&id=84&Itemid=96


Miller Deneyi ..?

http://www.evrim-teorisi.org//index.php?option=com_content&task=view&id=57&Itemid=81



Termodinamiğin ikinci yasası..?

http://www.evrim-teorisi.org//index.php?option=com_content&task=view&id=29&Itemid=49


Yaşamın Kökeni Nedir?

http://www.evrim-teorisi.org//index.php?option=com_content&task=view&id=4&Itemid=39
22  Biyoloji / Evrim / Ynt: Evrim Kuramı : Şubat 16, 2008, 08:19:33 ÖÖ
Sezerdordu Arkadaşım Alıntı kaynağını belirtmemiş ancak kaynak Harun Yahya adında bir şahsın sitelerinden alınma ve körelmiş organlar ile eklediği alıntıya cevap olarak bir link vermek istiyorum.

Saygılarımla...

http://bilimfelsefedin.blogspot.com/2007/09/apandis-kuyruk-sokumu-kemii-ve-krelmi.html
23  Biyoloji / Evrim / Ynt: Sizce ilk canlı nerede ve nasıl meydana geldi? : Şubat 16, 2008, 07:27:17 ÖÖ
Dini çerçeveden yapılan yorumlar konudan silinmiştir.Konuya bilimsel çerçeveden devam edebiliriz.

Saygılarımla.
24  Biyoloji Alt Bilim Dalları / Histoloji-Embriyoloji / Ynt: Histoloji Ders Notları : Şubat 15, 2008, 03:00:42 ÖÖ
http://histemb.medicine.ankara.edu.tr/sunu_ders_notlari.htm ben bu notların üstüne tanımam.
25  Biyoloji / Evrim / Ynt: havva hipotezi : Şubat 14, 2008, 02:08:10 ÖÖ
Sevgili Sevilay;
"Bilim ve Gelecek" dergisi, bu ay yayımlanan sayısında(SAYI 48 ŞUBAT) bu konuyu "Adem ile Havva'nın uzun yürüyüşü" başlığıyla kapağına taşımış ve 41 sayfasını bu konuya ayırmış.İstersen oradan da takiip edebilirsin.Seflek arkadaşımın da belirttiği gibi bilim çevrelerinde kabul gören bir görüştür.
Ayrıca mDNA 'nın babadan da geçebileceğine dair bir makale yayınlanmıştı uluslar arası saygınlığı olan bir dergide ve ülkemizde de bilim ve teknik dergisi bu konuyu sayfalarına taşımıştı.Ancak daha sonra bu makalenin geçersiz olduğunu yine aynı dergi ileriki sayılarının birisinde belirtti ve buna gerekçe olarak da yapılan deneyler de bir hata olduğunu gösterdi.
Saygılarımla...

Ayrıca http://www.bilimfeneri.gen.tr/phpBB2/viewtopic.php?t=6087 adreste söylediğim derginin yayımladığı makaleyi ve daha sonra düzellttiğine dair yazılan bir makalayede ulaşabilirsiniz.
26  Biyoloji / Evrim / Evrenin merkezi değisti! : Şubat 13, 2008, 08:34:45 ÖS
Evrenin merkezi değisti!

Dünya'nın evrenin merkezinde olduğuna dair dini inanç Kopernik, Kepler, Galileo ve Newton'un çalışmalarıyla yıkıldı. Canlıların oluşumunu doğa yasaları ile açıklamak da bu devrimi tamamladı


AYKUT KENCE (Arşivi)
Canlıların çevresel koşullara gösterdiği çok çeşitli uyumlar canlıların bilinçli bir tasarımın ürünü olduğu izlenimini vermektedir. Kuşların uçmak için kanatları, omurgalıların çevrelerini görebilmek için tasarlanmış gibi görünen mühendislik harikası diyebileceğimiz gözleri var. Canlıların bu olağanüstü adaptasyonları ilk bakışta canlıların doğaüstü bir güç tarafından tasarlandıkları görüntüsünü vermektedir. Tıpkı bir insanın, Dünya'yı evrenin merkezinde sabit, Güneş'i, Ay'ı ve yıldızları Dünya'nın çevresinde dönüyor olarak algıladığı gibi...
Tarih boyunca insan Dünya'nın evrenin merkezinde olduğuna, Dünya'nın ve üstündeki gökkubbenin ve canlı türlerinin doğa üstü bir güç tarafından tasarlanarak yaratıldığına inanıyordu. Fakat 16. ve 17. yüzyıllarda Kopernik, Kepler, Galileo ve Newton'un çalışmaları insanın evreni algılayış biçiminde bir devrim yapmış, Dünya'nın evrenin merkezi olduğu inancını yıkarak, Dünya'nın Güneş'in çevresinde dönen küçük bir gezegen olduğunu gösterdi. Darwin bu devrimi canlıların oluşumunu doğa yasaları ile açıklayarak tamamladı.

Dincilerin direnişi
Darwin'in kuramı dinciler tarafından büyük bir dirençle karşılandı. Özellikle ABD'de de 1925 yılında Darwin'den biyoloji derslerinde söz eden bir öğretmen John Scopes yargılandı ve hüküm giydi. Daha sonra 1960'lı yıllara kadar ABD'nin özellikle güney eyaletlerinde Darwin'e ve evrime biyoloji derslerinde değinilmedi. 1957 yılında Sovyetler Birliği ilk uzay uydusu Sputnik'i uzaya gönderince Amerikalılar bilim ve teknoloji yarışında geri kalmaya başladıklarını görerek ortaöğretim ders programlarını gözden geçirdiler ve Darwin'i de biyoloji ders programlarına dahil ettiler.
Diğer taraftan ortaöğretimde Darwin'i yasaklayan yasalar da her eyaletin anayasa mahkemelerince laikliğe aykırı bulunarak iptal edildiler. Bunun üzerine köktendinciler kendi inançlarını, İncil ve Tevrat'taki yaradılış öyküsünü, bilimsel yaradılışçılık adı altında okullara sokmayı denediler ve bir çok eyalette başarılı oldular. Okullarda evrime ve yaradılışa eşit zaman ayrılmasını zorunlu kılan yasalara karşı dava açan insan hakları dernekleri, öğretmenler, diğer sivil toplum örgütleri sonuçta bu yasaları da laikliğe aykırı olduğu gerekçesiyle iptal ettirmeyi başardılar. ABD'de çeşitli yollarla kendi inançlarını okullara sokmaya çalışan köktendinciler bu arada 80'li yılların ortalarında bir gün laik Türkiye Cumhuriyeti'nin bir Milli Eğitim Bakanı'ndan telefonla aldıkları bir yardım çağrısı ile yüreklenmişler ve ABD'de başaramadıklarını Türkiye'de gerçekleştirme fırsatını bulmuşlardır.

1985'teki dönüm noktası
1985 yılında Türkiye'de lise biyoloji müfredatına evrime ek olarak yaradılış görüşü de eklendi ve Milli Eğitim Bakanlığı'nca Amerikan yaradılışçılarının 'Scientific Creationism' adlı bir kitabı 'Yaradılış Modeli' adıyla Türkçeye çevrilerek biyoloji öğretmenlerine ücretsiz dağıtıldı.
Böylece Türkiye, evrim ve yaradılışın birlikte öğretilmesini devlet politikası olarak benimseyen tek 'laik ve çağdaş' ülke oldu.
Girmeyi düşündüğümüz AB'de ve dünyanın hiçbir çağdaş ülkesinde evrim ve yaratılış, bilimsel bir kuram ve dinsel bir öğreti bir fen dersinde birlikte öğretilmemektedir.

ABD'den gelen akım
Bu arada ABD'li yaradılışçılar Türkiye'ye sık sık gelerek konferanslar verdiler.
Bir dinci vakıf da inanılmaz kaynaklar harcayarak, bedava dağıttıkları kitaplar ve ülkenin hemen hemen her kasabasında düzenledikleri konferanslarla halk üzerinde etkin bir bilim karşıtı kampanya yürüttü ve halen de yürütmektedir.
Evrime karşı yürüttükleri kampanya sırasında 'Evrim ispatlanmamıştır, sadece bir teoridir' diyerek evrimin konumunu toplumda zayıflatmaya çalışmışlardır. Burada bilimin işleyişi konusunda pek bir şey bilmeyen sıradan insanı aldatmaya yönelik bazı tuzaklar vardır. Hatta bu tuzaklara aydınlarımız bile düşmektedirler 'Evrim kuramı henüz kanıtlanmamıştır, bu konudaki çalışmalar sürüyor' yaygın bir söylemdir. Evrim kuramı bir matematik teoremi değildir. Bu nedenle ispat edilmesini beklemek yanlıştır.

'Daha iyi açıklama' yolu
Bilimde kuramlar, teoriler, hipotezler ispatlanmaz, tersine çürütülür, yıkılır. Evrim kuramı bilimin katı kuralları içinde binlerce sınavdan geçmiş güçlü bir kuramdır. Eğer yapılan deney ve gözlemler kuramın öngörülerine uyarsa kuramın desteklendigini söyleriz, çelişiyorsa, örneğin paleozoik döneme ait fosiller arasında bir insan fosili bulursak kuramımız çökmüş demektir.
O durumda bu sonuçları daha iyi açıklayan başka bir kurama gerek vardır. Kuram, ya da teorinin iki anlamı vardır. Biri sadece bir tahmindir. Örneğin Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üye olarak kabul edilmesi konusunda herkesin kendine göre bir teorisi vardır. Kuramın diğer anlamı ise bilimsel olanıdır. Bir doğa olayı veya olayları hakkında bir dizi çıkarım, yasa, ve açıklamaların bütününe kuram diyebiliriz. Evrim kuramı da yeryüzündeki biyolojik çeşitlilik hakkında bir dizi yasa, çıkarım ve açıklamanın bütününe verilen addır.

'Çürüdü mü?'
Yine bu kampanya sırasında en çok yinelenen tümce şuydu: "Bilimin en son verilerine göre evrim teorisi çökmüştür". Evrim kuramı günümüzde yeryüzünde görülen biyolojik çeşitliliği en iyi açıklayan bilimsel kuramdır. Biyolojinin tüm dallarındaki buluşlar, evrim kuramıyla anlam kazanmaktadır. İnsan genom projesindeki gelişmeler Darwin'i her zamankinden daha da haklı çıkarmıştır. Evrimsel biyolojinin tarımda, tıpta, antropolojide, hatta ekonomide sayısız uygulamaları vardır. Bu nedenle son 20-30 yılda dünyada evrim alanında araştırma ve eğitim yapan ülke ve kurumların sayısında hızlı bir artış görülmektedir. Yaptığımız bir araştırmaya göre 1980 yılında 12 ülke adında evrim sözcüğü geçen akademik birime sahipken 1999 yılında bu ülkelerin sayısı 40'a yükselmiştir.
Dünyada 1980 yılında 46 tane akademik birim adında evrim sözcüğünü taşırken 1999 yılında bu rakam 233'e yükselmiştir. Bu akademik birimlerin 118'i ABD'de, 35'i Fransa'da, 21'i İtalya'da, 12'si İngiltere'de, 12'si Almanya'da bulunmaktadır. Görüldüğü gibi bu akademik birimler refah düzeyi en yüksek ülkelerde en çok sayıda bulunmaktadır. Çünkü yeryüzünde insanın varlığını sürdürebilmesi, hem kendi evrimini hem de diğer canlıların evrimlerini ayrıntılı biçimde anlamasına bağlıdır.


Dünya dönüyor!
Evrim karşıtı söylemlerin amacı bilimsel gerçeklere karşı toplumda bir kuşku uyandırmak ve evrimin tartışmalı olduğu izlenimini yaratmaktır. Çoğu aydınlarımız bile, 'evrimin tartışmalı olduğuna' inanmaktadır. Peki dünyanın döndüğü tartışmalı mıdır? Hayır. Evrim de dünyanın döndüğü, dünyanın yuvarlak olduğu kadar gerçektir. Yaradılışçılar kafa karıştırarak bu gerçeği gizlemeye, bu gerçeğin okullarda okutulmasının önüne geçerek bilimsel düşünemeyen, kaderine razı, itaatkâr kişilerden oluşan bir toplum oluşturmaya çalışmaktadırlar. Bu yaklaşımlarında da bir ölçüde başarılı olmuşlardır.
Evrim söz konusu olduğunda evrim süreci ile evrim olgusu arasındaki farkı iyi anlamalıyız. Evrim süreci evrimin oluşundaki süreçtir. Bir toplumdaki gen ve genotip frekanslarının zamana bağlı değişimi, farklı toplumlarda farklı genetik yapıların oluşması ve türlerin oluşması evrim sürecini belirler. Evrim kuramı ise evrim sürecini açıklamaya çalışır. Bir insanda yaklaşık 30 bin gen olduğu insan genom projesindeki çalışmalar ile kesinlik kazandı. Bir meyve sineğinde 10 bin gen olduğu tahmin ediliyor. Evrim süreci, değişen çevre koşullarında gen frekanslarındaki değişim ise bu kadar gende olabilecek değişimleri izlemenin ne kadar güç bir uğraş olduğunu görülebilir. Evrimsel biyologlar arasında olan evrim sürecinin nasıl olduğu konusundaki tartışmaları alıp çarpıtarak bağlam dışı olarak kullanıp 'Evrim kuramı konusunda biyologlar arasında fikir birliği yok, zira evrim kuramı yanlıştır' şeklinde bir sonuca varmak yaradılışçıların her zaman kullandığı bir yaklaşımdır.


Kanıt bolluğu
Evrim olgusu ise, yani evrimin gerçekten olduğu, canlıların ortak bir atadan türeyerek bugünkü konumlarına geldiği, yeryüzündeki yaşamın ortak bir geçmişi paylaştığı olgusudur. Bugün Kopernik, Kepler ve Galileo'nun Dünya'nın Güneş sistemi hakkındaki savları nasıl gerçeklik taşıyorsa, canlıların bir evrim geçirdiği de o denli gerçeklik taşıyor. Kopernik'in kuramı ilk kez ortaya atıldığında kutsal kitaplarda anlatılanlara uymadığı için din adamları tarafından yasaklanmıştı. Oysa bugün ne Dünya'nın Güneş'in etrafında dönen bir gezegen olduğundan ne de Dünya'nın yuvarlak olduğundan aklı başında hiç kimse kuşku duymaz. Evrim olgusunu gösteren bilimsel kanıtlar, Dünya'nın yuvarlak olduğunu gösteren bilimsel kanıtlar kadar çoktur. Bu nedenle de aklı başında hiçbir biyolog canlıların bir evrim sonucu ortaya çıktığı olgusunu yadsımaz. Buna göre bilimde, Dünya'nın 4 milyar yaşından fazla olduğu, yeryüzünde ilk yaşam belirtilerinin yaklaşık 3.5 milyar yıl önce ortaya çıktığı, ilk ökaryotik hücreli canlıların yaklaşık 1.6 milyar yıl önce çıktığı, yaklaşık 600 milyon yıl önce de omurgasızların yaygınlaştığı, yaklaşık 450 milyon yıl önce ilk balık türlerinin ortaya çıktığı, yaklaşık 370 milyon yıl önce amfibilerin, 340 milyon yıl önce sürüngenlerin, 200 milyon yıl önce memelilerin, 150 milyon yıl önce de kuşların ortaya çıktığı tartışma götürmeyen olgulardır.
Buna göre neredeyse tam bir kesinlikle ifade edebiliriz ki günümüzden 300 milyon yıl önce yeryüzünde insan yaşamıyordu, kuşlar ve memeliler de yaşamıyorlardı. Bu olgular biyokimya, moleküler biyoloji, genetik ve jeoloji gibi bağımsız bilim dallarınca da doğrulanmıştır. Bu durumda canlıların ayrı ayrı, birdenbire yaratıldığını ve bugüne kadar değişmediklerini öne sürmek, biyoloji, kimya ve fizikteki bilgilerimizi reddetmek anlamına gelmektedir.
Dünya'nın Güneş'in çevresinde döndüğünü nasıl biliyorsak, canlıların evrim geçirdiğini de artık öyle biliyoruz.

Sorgulanan Darwin
Okullarımızda hâlâ biyoloji derslerinde bilimsel bir kurama seçenek olarak dinsel bir inanış okutuluyor. Bir fen dersinde bilimsel bir kuramla dinsel bir inanışın birlikte öğretilmesi, öğrencilerden iki görüşten birini şeçmelerini istenmesi hem bilime hem dine yapılan bir haksızlıktır. Doğası gereği kuşku duyulmaması gereken dinsel bir inanışın bir fen dersinde sorgulanması olanaksızdır.
Darwin'in görüşleri ise bilim insanları tarafından 150 yıldır sorgulanıyor. Darwin'in ya da herhangi bir bilimsel kuramın sorgulanmasına hiçbir bilim insanının karşı çıkması beklenemez. Bilim bu yolla ilerler. Yerleşik bir bilimsel kuramı yapılan gözlem ve deneylerle sorgulayıp, veriler ışığında kuramın geçersizliğini göstermekten keyif almayacak ve onur duymayacak bir bilim insanı düşünemiyorum. Bilime işte bu nedenle inanırız. Çünkü bilimde yerleşik kuramlar, bilim insanlarının sürekli sorgulaması ile karşı karşıyadır.
Evrim alanında yapılan araştırmalar ve bilgi birikimi, dünyada çığ gibi artarken birilerinin çıkıp, ısrarla, 'Bilimin son verilerine göre evrim kuramı çökmüştür,' 'Darwinizmin sonu gelmiştir' türünden beyanlarda bulunması ancak ülkemizi ortaçağ karanlığına götürmek ve ulusumuzu diğer ulusların tutsağı kılmak isteyen gerici bir zihniyetle açıklanabilir. Bağımsız, güçlü ve gönençli bir ülke istiyorsak gençlerimizi 21. yüzyıla ancak safsatalardan arınmış bir fen eğitimi programı ile hazırlayabiliriz.

Prof. Dr. Aykut Kence: ODTÜ Biyoloji Bölümü öğretim üyesi


http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=157180
27  Biyoloji / Evrim / Evrim Teorisi İnsan'ın Maymundan geldiğini iddaa eden bir teori midir ? : Şubat 05, 2008, 07:04:13 ÖS
Evrim Teorisi denince akla ilk gelen sorulardan biridir bu biz maymundan mı geldik ? Sizce ...
28  Biyoloji / Evrim / Ynt: Maymun Bebek! : Aralık 24, 2007, 07:04:30 ÖÖ
Evrimin yönü ile ilgili link ekliyorum,tersine evrim hakkında da bilgi sahibi olunabilir.
http://www.bilimfeneri.gen.tr/phpBB2/viewtopic.php?t=529&postdays=0&postorder=asc&highlight=tersine+evrim&start=0
29  Biyoloji / Evrim / Eğitimde Köktendinci İşbirliği - II : Aralık 11, 2007, 04:59:55 ÖS
Eğitimde Köktendinci İşbirliği - II



Prof. Dr. Aykut Kence



Bir Milli Eğitim Bakanı, merkezi ABD'de bulunan yaratılışı araştırma enstitüsü adında köktendinci bir Hıristiyan kuruluş ve adında bilim ve araştırma sözcükleri geçen bir vakfın Türkiye'de biyoloji eğitimini dinsel bir temele oturtmak amacı ile yaptıkları ve okullarımızda etkileri hala süren işbirliğinden söz etmek istiyorum. Yaşam ortak bir geçmişi mi paylaşmaktadır? Diğer bir deyişle canlı türleri evrimleşerek mi günümüzdeki görkemli çeşitliliğe ulaşmışlardır? Bilimin 150 yılı aşkın bir süredir araştırdığı bu soruya yanıtı evettir. Ne var ki bilimin bu yanıtını kabullenemeyen dinci çevreler, evrim kuramını karalamak ve çarpıtmak için aralarında ABD ve Türkiye’nin de bulunduğu çeşitli ülkelerde muazzam bir çaba harcamaktadırlar. Bu çabanın en büyük hedefi de orta öğretimdeki öğrencilerdir. Bu nedenle Türkiye’de 20. yüzyılın bilimi olduğu söylenen biyolojinin ders saatleri orta öğretimde en aza indirgenmiş ve biyoloji derslerine çağdaş hiç bir ülkede görülmeyen biçimde, evrime seçenek olarak yaratılış görüşü eklenmiştir. Yaşamın ortak bir geçmişi paylaştığını söyleyen evrim kuramına karşı İncil'deki yaratılış öyküsünün kelimesi kelimesine gerçek olduğunu savunan Yaratılışı Araştırma Enstitüsü (Instute for Creation Research), ABD'de yaratılış öyküsünü orta öğretim ders programlarına sokmanın mücadelesi içindedir.
Yaratılışı Araştırma Enstitüsünün (ICR) yayın organı olan Acts and Facts dergisinin Aralık 1992 sayısında “Türkiye’de Tarihi Yaratılış Konferansı”(1)başlıklı haberde şu satırlar yer almaktadır: “1980’li yılların ortalarında birgün ICR, Türk Milli Eğitim Bakanı Mr. Vehbi Dinçerler’den, davetsiz bir telefon aldı. Dini bütün bir müslüman olarak Mr. Dinçerler yaratılışa inanıyordu (yaratılışın Kur’an’daki anlatımı İncil’deki ile hemen hemen aynıdır). Türk Hükümetinin bir üyesi olarak, tüm eğitim sistemine vakıf olduğu için okullarında baskın olan laik temelli salt evrim öğretimine son verip, bunun yerine yaratılış ve evrime eşit zaman ayrıldığı iki modelli bir sistemi getirmek istiyordu. Bunun sonucu olarak yaratılışın bilimsel (İncil'deki değil) kanıtlarını içeren ICR’nin çeşitli kitapları Türkçe’ye çevrildi ve Türkiye’de tüm okul öğretmenlerine dağıtıldı.”

Vehbi Dinçerler’in bakanlığı sırasında Milli Eğitim Bakanlığı'nca İngilizce'den Türkçe'ye çevirtilip parasız olarak öğretmenlere dağıtılan kitaplardan biri "Yaratılış Modeli”(2) adını taşıyordu. Asıl adı Scientific Creationism (Bilimsel Yaratılışçılık) olan bu kitap ICR'nin o dönemdeki başkanı Henry M. Morris tarafından İncil'deki yaratılış görüşünü okullara sokma amacıyla kaleme alınmıştı. Bir önceki cümlede geçen “bilimsel” ve “araştırma” sözcükleri İncil'deki yaratılış görüşünü okul kitaplarına sokabilmek için ona bilimsel bir görünüş verme amacını taşıyan bir kandırmacadan başka bir şey değildi. ABD’de yaratılışçıların inançlarını değişik maskeler altında okullara sokma mücadelesi defalarca dava konusu olmuş ve her seferinde yaratılışçılar yargı önünde kaybetmişlerdir. Bir kuramın doğru olup olmadığına tabii ki yargı karar veremez. ABD’de de yargı bu görüşün doğru olup olmadığına değil, bu görüşün okullarda okutulmasının laikliğe aykırı olup olmadığına karar vermiştir. Laikliğe aykırı olduğu defalarca mahkeme kararları ile belirlenmiş olan bu görüşün ülkemizde biyoloji öğretim programına sokulmasından sorumlu bakan Vehbi Dinçerler bana gönderdiği mektupta, bakanlığı döneminde evrime seçenek olarak yaratılış görüşünün konulmasını savunmakta ve "...Yoksa siz Darwin kuramının veya herhangi bir kuramın sorgulanmasını istemeyenlerden misiniz?” sorusunu yöneltmektedir.

Darwin’in ya da her hangi bir bilimsel kuramın sorgulanmasına hiç bir bilim insanının karşı çıkması beklenemez. Bilim bu yolla ilerler. Bu sorgulamanın sonucu olarak bilimsel kuramlar, yerlerini daha açıklayıcı, daha kapsamlı, daha sağlam kuramlara bırakırlar. Yerleşik bir bilimsel kuramı yapılan gözlem ve deneylerle sorgulayıp, veriler ışığında kuramın geçersizliğini göstermekten keyif almayacak ve onur duymayacak bir bilim insanı düşünemiyorum. Ancak bilimsel bir kuramın sorgulanması bilimsel yöntem, bilimsel düşünce, özgür akılla yapılır. Bir fen dersinde ise bilimsel bir görüşün karşısına dinsel bir inanç koyularak yapılan öğretim ne fen öğretimi, ne de din öğretimi olabilir(3-4). Dinsel temelli görüşlerin bir fen dersinde bilimsel olarak sorgulanmasına olanak yoktur. Batı, bu laik anlayış geliştikten sonra bilim ve teknolojide hızla ilerleyebilmiştir. Bugün hiç bir çağdaş ülkenin biyoloji derslerinde evrime karşı yaratılış görüşü yoktur. ABD’de de yaratılış görüşünü okullara sokma girişimleri yargı tarafından bu nedenle önlenmiştir.

Ülkemizde ise bilimsel düşünceyi gençlerimize benimsetmekten en başta sorumlu olması beklenen laik Türkiye Cumhuriyetinin bir Milli Eğitim Bakanı ABD’deki köktendinci bir kuruluşa başvurarak yaratılış görüşünü biyoloji öğretim programına sokma konusunda onların yardımını istemiştir. ABD'de başaramadıklarını Türkiye'de ummadıkları bir kolaylıkla gerçekleştiren ICR yöneticileri 1992’de çağrılı olarak Türkiye’ye gelirler. Yukarıda sözü edilen haberde bu olay şöyle anlatılıyor:

“... Tüm okul öğretmenlerinin ve üniversite akademisyenlerinin çağrıldığı önemli bir çıkışın, bir konferansın zamanı gelmişti. Dr.Gish ve Dr. J. Morris masraflar Türklere ait olmak üzere konferans vermek için çağırıldılar. Bu sıradışı talep, kabul edilmeden önce dikkatlice tartıldı. İki dinin (Hıristiyanlık ve İslam) yaratılış doktrinleri arasında fazla bir fark olmamasına karşın, dinler arasındaki önemli farklar gözardı edilemezdi... Halk konferansı sırasında İncil’e ve Hıristiyanlığa herhangi bir atıfta bulunulmaması özellikle istenmişti.” ICR'ın Türkiye ile sıcak ilişkileri sonraki yıllarda da sürdü. Acts and Facts dergisinin Eylül 1998 sayısında yer alan “ICR Türkiye’deki yaratılış hareketine yardımcı oluyor”(5-6) başlıklı haberde ise Türkiye’de şaşırtıcı bir hareketin gerçekleştiği söylenerek şöyle devam ediliyor: “Yıllardır topluma egemen olan laiklik ve eğitimde evrimsel darbeye artık hoşgörü gösterilmeyecek. Türkiye’den Bilim Araştırma Vakfı buna karşı çıktı ve şimdi Türk halkını Özel Yaratılışa olan inançlarına sarılarak manevi temellerine dönmeleri için teşvik ediyor. ICR'den bu konuda yardım istediler ve biz de bu isteği karşıladık.” Haberin devamında 1998 yılında İstanbul ve Ankarada yapılan evrim ve bilim karşıtı toplantılardan övgü ile söz ediliyor. Aynı derginin başka sayılarında Hıristiyan misyonerlerinin Türkiye’deki deneyimlerinden, Hıristiyanlığı kabul ederek “kurtulan” Türk gençlerinden söz ediliyor.

Evrim kuramı günümüzde yeryüzünde görülen biyolojik çeşitliliği en iyi açıklayan bilimsel kuramdır. Biyolojinin tüm dallarındaki buluşlar, evrim kuramıyla anlam kazanmaktadırlar. Evrimsel biyolojinin tarımda, tıpta, hatta ekonomide sayısız uygulamaları vardır. Bu nedenle son 20-30 yılda dünyada evrim alanında araştırma ve eğitim yapan ülke ve kurumların sayısında hızlı bir artış görülmektedir. Yaptığımız bir araştırmaya göre 1980 yılında 12 ülke adında evrim sözcüğü geçen akademik birime sahipken 1999 yılında bu ülkelerin sayısı 32’ye yükselmiştir. Dünyada 1980 yılında 46 tane akademik birim adında evrim sözcüğünü taşırken 1999 yılında bu rakam 233’e yükselmiştir. Bu akademik birimlerin 118’i ABD’de, 35’i Fransa’da, 21’i İtalya’da, 12’si İngiltere’de, 12’si Almanya’da bulunmaktadır. Bu sayılar adında evrim sözcüğü geçen akademik birimleri göstermektedir, yoksa evrim alanında araştırma ve eğitim yapan akademik birimlerin dünyadaki sayısı çok daha fazladır. Görüldüğü gibi bu akademik birimler refah düzeyi en yüksek ülkelerde en çok sayıda bulunmaktadır. Çünkü yeryüzünde insanın varlığını sürdürebilmesi, hem kendi evrimini hem de diğer canlıların evrimlerini ayrıntılı biçimde anlamasına bağlıdır.

Evrim alanında yapılan araştırmalar ve bilgi birikimi, dünyada çığ gibi artarken birilerinin çıkıp ısrarla bilimin son verilerine göre evrim kuramı çökmüştür, Darwinizmin sonu gelmiştir gibi beyanlarda bulunması ancak ülkemizi orta çağ karanlığına götürmek isteyen gerici bir zihniyetle açıklanabilir.

" Bu yazi Cumhuriyet gazetesinde (Mart 2002) yayınlanmıştır.”

Prof. Dr. Aykut Kence
Biyoloji bölümü, ODTÜ
30  Biyoloji / Evrim / Eğitimde Köktendinci İşbirliği - I : Aralık 11, 2007, 04:54:40 ÖS
Prof. Dr. Aykut Kence

23.03.2001 15:45:42
Son günlerde, modern bilimin Darwin’in evrim teorisini tamamen reddettiği şeklinde savlar Harun Yahya takma adı ile evrime ve bilime karşı mücadele eden kişi ve kişilerce, ve belli bazı çevrelerce sık sık yinelenmektedir. Bu savlar tamamen gerçek dışı olup evrimle ilgili olarak toplumumuzu yanıltma amacını taşımaktadırlar. Günümüzde biyoloji alanında yapılan eğitim, öğretim ve araştırmalar evrimi temel almaktadır. Evrim biyolojideki en önemli kavramdır. Evrimden sözetmeden biyoloji öğretmek periyodik cetveli anlatmadan kimya öğretmeye benzer. Ülkemizde ve dünyada bazı kimseler dinsel kaygılarla evrime karşı çıkmaktadırlar.
Yeryüzünde insanın varlığını sürdürebilmesi, hem kendi evrimini hem de diğer canlıların evrimlerini ayrıntılı biçimde anlamasına bağlıdır. Evrim olgusu dünyanın döndüğü gerçeği kadar gerçektir. Bugün binlerce bilim adamı evrimin olup olmadığı konusunda değil, evrimin nasıl olduğu konusunda araştırma yapmaktadırlar. İnsan genom projesinin de başarıya ulaştığı çağımızda insanlık, başka türlerin olduğu gibi kendi türünün evrimini de yönlendirebilecek konuma gelmiştir. Halkımızı ve özellikle gençlerimizi bu konudaki bilimsel gelişmelerin dışında tutmak kendi evrimimiz ve diğer canlıların evrimi konusunda söz sahibi olamamak anlamına gelir.

İşte bu nedenlerle refah düzeyi en yüksek olan ülkelerde son yıllarda evrim öğretimi ve araştırmalarına büyük bir hız verilmiştir. Üniversitelerde ardı ardına açılan ve adında evrim sözcüğü geçen bölüm sayıları 10-15 yıl içinde kat kat artmıştır. Yaptığımız bir araştırmaya göre son yıllarda üniversitelerde açılan evrimle ilgili bölümlerin %50’si ABD’de olup ABD’yi %14 ile Fransa, %12 ile İngiltere, %8 ile Hollanda, ve %4 ile İtalya ve İsrail izlemektedir. Modern bilim Darwin’in evrim kuramını reddetti ise neden dünyanın en zengin ülkelerinde evrim bölümleri açılmaktadır ve insanlar evrim alanında araştırma ve öğretim yapmak için para, zaman ve emek harcamaktadırlar? Bilimin dinsel kaygılarla engellenemediği demokratik ve laik ülkelerde evrim konusu, insanlığın ve diğer canlıların geçmişi ve geleceği, araştırma ve eğitimin önemli bir konusu olabilmektedir. Evrim tüm bilimlerde olduğu gibi eleştirel aklı, soru sormayı gerektirir. Evrimin öğretilmesine karşı çıkanlar ise eleştiren, soru soran bir gençlik istememektedirler. Bunun yerine kendilerine sunulan bilgileri hiç bir soru sormadan, itirazsız kabul eden bireylerden oluşan bir toplum istemektedirler.

ABD’de biyoloji derslerinde evrim eğitimi ve öğretimini engellemek isteyen köktendinci Hıristiyan gruplar zaman zaman başarılı olmuşlar ve hatta evrimden ve Darwin’den biyoloji derslerinde söz etmeyi yasalarla yasaklatabilmişlerdir. Ancak tüm bu yasalar daha sonra anayasa mahkemelerinde laikliğe aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Daha sonra evrimle birlikte “yaratılış bilimi” adını verdikleri öğretiyi okullara sokma çabaları da yine mahkemelerce yenilgiye uğratılmış ve “yaratılış bilimi”nin dinsel niteliği nedeni ile bir fen dersinde bilimsel bir kuram olan evrim kuramına seçenek oluşturmasının anayasanın laiklik ilkesi açısından söz konusu olamayacağına karar verilmiştir (1).

Evrimin ve tüm diğer pozitif bilimlerin amacı doğa ile ilgili gerçeklere varmaktır. Bilim hoşumuza gitsin gitmesin salt gerçeğe varmayı amaçlar. Bilimin vardığı sonuçları insanlar iyi ya da kötü, doğru ya da yanlış biçimde kullanabilirler. İşte bu nedenle Darwinizm komünist, faşist, kapitalist ideolojilerce kullanılmıştır. Ama gerçekte bilimin ideolojisi yoktur. O halde evrimin her kötülüğün arkasında ve altında olduğu düşüncesine nereden varılıyor? Evrimin dine karşı olduğu şeklinde temelsiz bir kaygıdır bu düşüncenin kaynağı. Oysa Evrim bilimsel bir kuramdır ve hiç bir dinin ne karşısında ne de yanındadır. Evrim alanında araştırma yapan pek çok dindar bilim adamı, evrimi destekleyen kanıtlar bulmuşlardır ve bulmaktadırlar. Katolik kilisesi 1996 yılında evrimin bilimsel gerçekliğini kabul etmiş ve bu alandaki bilimsel araştırmaların durmaması gerektiğini savunmuştur Bilim Tanrı’nın varlığını kanıtlayamayacağı gibi, Tanrı’nın yokluğunu da kanıtlayamaz. Tanrı’nın varlığı ya da yokluğu bu nedenle de bilimin araştırma konusu dışındadır.

Bununla birlikte 1970’li yıllarda Fethullah Gülen, Darwinizm’e ve evrime karşı konferanslar vererek yoğun bir propaganda etkinliğine girişmiştir. Bu konferanslara ait kasetlerde (2) Fethullah Gülen, bütün kutsal kitapların evrimin olmadığını belgelediğini söylerek şöyle demektedir:

“...liselerde okutulacak biyoloji kitaplarını, biyokimya kitaplarını, Allah'ın adıyla bizim adamlarımız, dinimize, kökenimize inanmış, bağlı kimseler hazırlasınlar...”

Fethullah Gülen’in Türk biyoloji eğitimi konusundaki dilekleri 1985 yılında Vehbi Dinçerler’in Milli Eğitim bakanlığı sırasında gerçekleşme yoluna girmiştir (3,4). Lise biyoloji ders programına ABD’li köktendincilerle((Yaratılışı Araştırma Enstitüsü(ICR)) işbirliği içinde (5) evrime seçenek olarak yaratılış görüşü eklenmiştir (6). Lise din kültürü ve ahlak bilgisi ders kitaplarında da (7) aynı şekilde Darwin’in evrim kuramı çarpıtılmıştır.

Daha sonra 1997 yılında dönemin başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan “Genetik bilimindeki son gelişmeler Darwin nazariyesini geçersiz kılmaktadır... dolayısıyla maymundan insan olmaz, çünkü maymun hayvandır” şeklinde buyurmuştur (Karizmatik. Bunun üzerine bilim insanları Türk gençlerinin yetişmesinden en başta sorumlu olması gereken başbakanın bilimle bu denli ters düşmeye hakkı olmadığı gerekçesi ile tepki gösterince (9) bir daha bu konuda konuşmamış fakat bu sefer de Harun Yahya (basına göre Necmettin Erbakan ya da Adnan Oktar) takma adıyla birisi ortaya çıkmıştır. Harun Yahya ve “Bilim Araştırma” Vakfı 1998’den itibaren Hıristiyan köktendincilerle işbirliği içinde (10) evrime ve bilime karşı çok büyük mali kaynaklarla desteklenen yoğun bir kampanya yürütmeye başlamıştır. ABD’li Hıristiyan köktendinci yaratılışçılar ise Türkiye’deki evrim karşıtları ile işbirliklerinin Türk toplumunda Hıristiyanlık inancının yayılmasında yardımcı olacağı inancındadırlar (11,12). Bu bilimdışı kampanya tarihte sık sık örneklerini gördüğümüz “din elden gidiyor” sloganıyla ilerlemeye karşı çıkan zihniyetin yeniden sergilenmesidir. Bu kampanyada ABD’deki köktendincilere paralel olarak McCarhty’ci bir yaklaşımla “Darwinizm komünizmin, ırkçılığın, ve bölücülüğün temelidir” şeklinde gerçek dışı savlar yeralmıştır.

Bütün bunlar ülkemizdeki laiklik karşıtı güçlerin derinden derine devleti ele geçirip iktidara gelmek için yıllardır oynadıkları sinsice oyunun bir parçasıdır. Bu nedenle evrime karşı yürütülen kampanyada kaynağı bilinmeyen inanılmaz paralar harcanmaktadır. Sayın Milli Eğitim bakanı Metin Bostancıoğlu’nun bir soru önergesine “Evrim kuramı çürütülememiştir” şeklindeki yanıtı doğrudur ve son derece yerindedir. Eylül 2000’de gerçekleştirilen 15. Ulusal Biyoloji Kongresinde de, yaratılış görüşünün biyoloji ders programından çıkarılması Milli Eğitim Bakanlığına önerilmiştir. Yazımın başında belirttiğim gibi halkımızı ve gençlerimizi evrim konusundaki bilimsel gelişmelerin dışında tutmaya kimsenin hakkı yoktur.

Kaynaklar

1. Creationism in schools: The decision in McLean versus the Arkansas Board of
Education. 1982. Science: 215:934-943.

2. Gülen, Fethullah, Evrim Anaforu I ve II. Nil yayınları.

3. Kence, A., Evrim ve Yaratılışçılık. Cumhuriyet. 24 Nisan 1985.

4. Kence, A., 1994. Biyoloji Eğitiminde Evrim ve Yaratılışçılık.Türkiye Bilimler Akademisi Bilimsel Toplantı Serileri 2:43-47.

5. Edis, T. 1994. Islamic Creationism in Turkey. Creation/Evolution 14:1-12.

6. Güven,T., Köksal, F., Öncü, C., Erdoğan, İ., Acar, Ö., Demirci, Ş., Toğral, A.,

Şimşek, S., 1995. Liseler için Biyoloji I. Devlet Kitapları. Milli Eğitim Basımevi.

7. Ayas, R. M., Tümer, G., 1994. Liseler için Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi I. Devlet

Kitapları. Milli Eğitim Basımevi.

8. Darwin’in maymununa karşı hocanın kedisi .Hürriyet 14 ocak 1997.

9. Bursalı, O. 1997.Bilimi hiçe saymak. Haftanın Gündemi. CBT.14 Haziran 1997.

10. Matsumura, M. 1998. “Creation Science”: A Successful Export? Reports of National

Center for Science Education, 18:3, p29.

11. Anonymus, 1998. ICR assists in Turkish creation movement. Acts and Facts 27:9, p1

12. Morris, J. 1998. Creationist Evangelism in Turkey. Acts and Facts, 27:9.
Sayfa: 1 2 [3] 4 5 ... 11
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.3 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Joomla Bridge by JoomlaHacks.com



Powered by  MyPagerank.Net
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM